Çin

Bilgibanka, Hoşgeldiniz
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Çin Halk Cumhuriyeti
  • 中华人民共和国
  • Zhōnghuá Rénmín Gònghéguó
Çin Bayrağı
Çin nın Ulusal Amblem
Bayrak Ulusal Amblem
Marş: 
Çin Halk Cumhuriyeti tarafından kontrol edilen alan, koyu yeşil renkte gösterilmiştir; açık yeşil olarak gösterilen kontrolsüz bölgeler iddia edildi.
Çin Halk Cumhuriyeti tarafından kontrol edilen alan, koyu yeşil renkte gösterilmiştir; açık yeşil olarak gösterilen kontrolsüz bölgeler iddia edildi.
Başkent Beijing[a 1]
39°55′N 116°23′E / 39.917°N 116.383°E / 39.917; 116.383
En büyük şehir Şanghay[1]
Resmi diller Standart Çince[2][a 2]
Resmi alfabe Basitleştirilmiş Çince[a 3]
Bölgesel tanınan
diller[3]
Etnik gruplar
  • 91.51% Han[4]
Din Bknz Çin'de din
Demonim Chinese
Hükümet Üniter Tek parti Sosyalist cumhuriyet[5]
Xi Jinping[a 5]
Li Keqiang
Li Zhanshu
Wang Yang
• Parti Sekreterliğinin Birinci Sekreteri
Wang Huning
• Disiplin Teftiş Komisyonu Sekreteri
Zhao Leji
• FÇin Halk Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı
Han Zheng
Wang Qishan[a 6]
Yasama organı Ulusal Halk Kongresi
Formasyon
221 Şablon:Sc
1 Ocak 1912
21 Eylül 1949[7][8][9]
1 Ekim 1949
4 Aralık 1982
20 Aralık 1999
Alan
• Toplam
9,596,961 km2 (3,705,407 sq mi)[a 7] (3./4.)
• Su (%)
2.8%[a 8]
Nüfus
• 2016 tahmini
1,403,500,365 Artan[13] (1.)
• 2010 Nüfus sayımı
1,339,724,852[14] (1.)
• Yoğunluk
145[15]/km2 (375.5/sq mi) (83.)
GDP (PPP) 2018 tahmini
• Toplam
$25.238 trilyon[16] (1.)
• Kişi başı
$18,066[16] (79.)
GDP (nominal) 2018 tahmini
• Toplam
$14.092 trilyon[16] (2.)
• Kişi başı
$10,087[16] (71.)
Gini (2015) 46.2[17]
yüksek
HDI (2016) Artan 0.738[18]
yüksek · 90.
Para birimi Renminbi (yuan; ¥)[a 9] (CNY)
Saat dilimi Çin Standart Zamanı (UTC+8)
Tarih formatı
  • yyyy-mm-dd
  • veya yyyymd
  • (CE; CE-1949)
Trafik akışı right[a 10]
Telfon kodu +86
Internet AD

Çin resmi olarak Çin Halk Cumhuriyeti (PRC) Doğu Asya'da üniter tek partili egemen bir devlet ve dünyanın yaklaşık 1,404 milyar nüfusu ile en kalabalık ülkesidir. Toplam alana göre üçüncü veya dördüncü en büyük ülke. Çin ayrıca dünyanın en çok komşu ülkelerine de sahiptir. Çin Komünist Partisi tarafından yönetilen, 22 il, beş özerk bölge, dört doğrudan kontrol belediyesi (Pekin, Tianjin, Şanghay ve Chongqing) ve Hong Kong ve Makao'nun özel idari bölgeleri üzerinde yargı yetkisini kullanıyor.

Çin; Kuzey Çin Ovası'ndaki Sarı Nehir'in verimli nehir havzasında Dünya'nın ilk uygarlıklarından biri olarak ortaya çıktı. Çin'deki siyasi sistem, yarı efsanevi Xia Hanedanı ile başlayıp binlerce sene boyunca ırsî monarşi veya hanedanlıklara dayalıydı. İlk hanedanlıklardan beri Çin, defalarca genişlemiş, bölünmüş ve yeniden birleşmiştir. 1912 yılında Çin Cumhuriyeti (ÇC), en son hanedanlığın yerine Çin'in yönetimini üstledi ve 1949 yılında Çin İç Savaşı kapsamında Halk Kurtuluş Ordusu tarafından yenilene kadar Anakara Çin'i yönetti. 21 Eylül 1949 tarihinde Komünist Parti, Pekin'de Çin Halk Cumhuriyeti devletini kurdu; ÇC hükümeti ise Tayvan'a çekilip Taipei şehrini de facto başkenti olarak yaptı. Hem ÇC hem de ÇHC, tüm Çin'in tek meşru hükümeti olduğunu savunmaktadır, ancak ÇHC Dünya çapında daha çok tanınmakta ve çok daha fazla toprak ve insan üzerinde yönetimini sürdürmektedir.

1978 yılında ekonomik reformların uygulanmasından beri Çin ekonomisi, Dünya'nın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olmuştur. 2016 yılı itibarıyla nominal GSYİH açısından Dünya'nın en büyük ikinci ekonomisi, satın alma gücü paritesi (SAGP) açısından ise Dünya'nın en büyük ekonomisidir. Çin üstelik Dünya'nın en büyük mal ihracatçısı ve en büyük ikinci mal ithalatçısıdır. Çin, tanınmış bir nükleer silahlı devlettir; ayrıca Dünya'nın en büyük aktif asker sayısı ve en büyük ikinci savunma bütçesine sahiptir. ÇHC Birleşmiş Milletler üyesidir ve 1971 yılında ÇC'nin BM Güvenlik Konseyi'nde daimi üye olarak yerini aldı. Çin ayrıca DTÖ, APEC, BRICS, Şanghay İşbirliği Örgütü (SCO), BCIM, G20 ve birçok diğer resmi ve gayrıresmi çokyönlü örgütün üyesidir. Çin, özellikle Asya'da önemli bir bölgesel güçtür; üstelik son yıllarda Dünya çapında giderek daha büyük bir rol oynamasıyla potansiyel süper güç olarak da nitelendirilmiştir.[19]

Adlandırma

Sevan Nişanyan Etimolojik Sözlüğü'ne göre Türkçedeki "Çin" ismi, Farsça Çīn (چین) isminden Türkçeye girmiştir; bunun kökeni ise Soğdcada aynı anlama gelen çīn kelimesindendir. Bazı diğer kaynaklar ise Farsça kelimenin kökeninin Sanskrit Cīna (चीन) kelimesine kadar dayandığını ileri sürmektedir. Sanskrit Cīna kelimesinin Çin'e atfen kullanımı MS 150 yılına dayanır. Hint yazarların MÖ 1. yüzyıldan önce Çin'in varoluşundan hiç haberdar olmama olasılığına rağmen Cīna kelimesi, Mahabharata ve Manusmriti metinlerinde de mevcuttur. 1655 yılında Martino Martini, Çin isminin Qin ("Çin") Hanedanı (MÖ 221-206)'nın isminden türetildiğini ileri sürdü. Bu öneri, birçok araştırmacıdan kabul görmüştür, ancak birçok alternatif fikir de mevcuttur.[19]

Çağdaş devletin resmi ismi "Çin Halk Cumhuriyeti" (Çince: 中华人民共和国; pinyin: Zhōnghuá Rénmín Gònghéguó). Daha sık kullanılan kısa ismi ise "Çin" Zhōngguó (中国); bu, zhōng ("orta" veya "merkez") ve guó ("devlet", "ulus-devlet") sözcüklerinden oluşur. Çince Zhōngguó terimi, Zhou Hanedanı altında kendi krallık demesnesine atfen kullanılan bir terim olarak gelişti. Sonradan Doğu Zhou dönemi sırasında Luoyi (günümüz Luoyang) civarındaki alanını, sonradan da Çin Merkez Ovası'nı, sonradan da Çing Hanedanı yönetimi altındaki devleti tanımlamak için kullanıldı. Huaxia kabilelerini "barbar" olarak algılanan halklardan ayırt etmek için sık kullanılan kültürel bir kavram olarak işlev gösterdi, ve Çin hakkındaki yabancı dil kaynaklarındaki eş anlamlı "Orta Krallık" teriminin kökenidir. Zhōnghuá (中华) terimi ise, "Çin uygarlığının toprakları" imasını taşıyan daha edebi veya kapsayıcı bir isim. Wei ile Jin hanedanları sırasında "Huaxia'nın merkez devleti" ifadesinin kısaltması olarak ortaya çıktı. Çin HC'nin kuruluşu öncesinde 15 Haziran 1949 tarihinde düzenlenen ilk Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı'nda ülkenin önerilen ismi Çin Demokratik Halk Cumhuriyeti (Basitleştirilmiş Çince: 中华人民民主共和国; Geleneksel Çince: 中華人民民主共和國; pinyin: Zhōnghuá Rénmín Mínzhǔ Gònghéguó) idi. 1950'lerde ve 1960'larda Kuomintang'ın Çin İç Savaşı'nı kaybetmesinin ardından, "Milliyetçi Çin" veya "Özgür Çin"den farklı olarak "Komünist Çin" veya "Kızıl Çin" olarak da nitelendirilirdi.[19]

Tarihçe

Tarihöncesi

Arkeolojik kanıtlar; erken hominitlerin 2,24 milyon ile 250.000 sene önce arasında Çin'de yaşadıklarını gösterir. Ateş kullanmasını öğrenmiş bir Homo erectus olan Pekin Adamı'nın hominit fosilleri, Pekin'e yakın Zhoukoudian mağarasında bulundu; fosiller, 680.000 ile 780.000 sene önce arasına tarihlendirilmiştir. 125.000-80.000 sene öncesine tarihlendirilen bır Homo sapiens'in fosilleşmiş dişleri, Hunan-Dao İlçesi'ndeki Fuyan Mağarası'nda bulundu. Çin proto-yazısı; MÖ 7000 civarında Jiahu'da, MÖ 6000 civarında Damaidi'de, MÖ 5800-5400'de Dadiwan'da ve 5. binyılda Banpo'da vardı. Bazı araştırmacılar, MÖ 7. binyıla dayanan Jiahu sembollerinin en erken Çin yazı sistemini oluşturduğunu ileri sürmektedir.[19]

Erken hanedan yönetimi

Çin geleneğine göre ilk hanedanlık, MÖ 2100 civarında ortaya çıkmış Xia Hanedanı idi. 1959 yılında yapılan bilimsel kazılar kapsamında Hunan-Erlitou'da Tunç Çağı sitelerinin bulunmasına kadar bu hanedanlığın tarihçiler tarafından mitolojik olduğu varsayılırdı. Bu sitelerin Xia Hanedanı'na veya aynı dönemden diğer bir kültüre ait olup olmadığı hala kesinleştirilmemiştir. Bunun ardındaki Shang Hanedanı, kendi çağına ait kayıtlarla varoluşu kanıtlanmış en erken hanedanlıktır. Shanglar; MÖ 17. ile 11. yüzyılları arasında doğu Çin'deki Sarı Nehir'in ovası üzerinde kendi egemenliğini sürdürdü. MÖ 1500'e kadar dayanan ve Shanglara ait fal yazıtları, yazılı Çincenin şu ana kadar bulunmuş en eski türünü oluşturur ve çağdaş Çince karakterlerin doğrudan atasıdır.[19]

Shang Hanedanı, MÖ 11. ile 5. yüzyılları arasında kendi egemenliğini sürdüren Zhou Hanedanı tarafından fethedildi, ancak bu dönem boyunca merkezi otorite, feodal savaş ağaları tarafından yavaş yavaş aşındırıldı. Sonunda zayıf hale getirilen Zhou devletinden birçok bağımsız devlet ortaya çıktı; bunlar, 300 senelik İlkbahar ve Sonbahar Dönemi boyunca sürekli birbirine karşı savaşta bulundular ve sadece ara sıra Zhou kralına hürmet gösterirlerdi. MÖ 5.-3. yüzyılları arasındaki Savaşan Devletler Çağı'nda günümüz Çin olarak bilinen topraklarda her biri kendi kralına, bakanlığına ve askeriyesine sahip yedi farklı güçlü egemen devlet mevcuttu.

İmparatorluk Dönemi

Savaşan Devletler Çağı, Qin devletinin diğer altı krallığı fethedip ilk birleşik Çin devletini kurmasıyla MÖ 221 yılında sona erdi. Kral Çin Şi Huang, kendisini Çin Hanedanı'nın "İlk İmparator"u (Qín Shǐhuáng ya da Shǐ Huángdì) olarak ilan etti. Başta Çince karakterlerin, ölçü birimlerinin, yol genişliğinin (araba aksı uzunluğu kadar) ve para biriminin zorla standartlaştırılması olmak üzere Qin devletine ait legalist reformlar tüm Çin çapında uygulandı. Hanedan ayrıca Guangksi, Guangdong ve Vietnam'daki Yue kabilelerini fethetti. Çin Hanedanı sadece 15 yıl sürdü; İlk İmparator'un sert, otoriter politikalarının yaygın isyanlara yol vermesi nedeniyle onun ölümünden kısa süre sonra Hanedan düştü.

Xianyang'daki imparatorluk kütüphanesinin yakıldığı[f] yaygın bir iç savaş sonrasında Han Hanedanı, tüm Çin'i yöneten güç olarak ortaya çıktı. MÖ 206 ile MS 220 yılları arasında Çin'i yöneterek, kendi nüfusu arasında günümüzde yine Han Çinlisi etnik grubunun adlandırılmasıyla hatırlattırılan kültürel bir kimlik oluşturdu. Hanlar; Orta Asya, Moğolistan, Güney Kore ve Yünnan'e kadar ulaşan askeri kampanyalarla ve Nanyue'den Guangdong ile kuzey Vietnam'ın geri kazanılmasıyla imparatorluğun topraklarını büyük oranda genişletti. Hanların Orta Asya ile Soğdiana'daki müdahaleleri, İpek Yolu'nun kara yolunun kurulmasına yardımcı oldu (bu, önceden Hindistan'a gitmek için Himalaya Dağları'ndan geçen yolunun yerini aldı). Han Hanedanı zamanla giderek Antik Dünya'nın en büyük ekonomisi oldu. Hanların ilk baştaki desentralizasyonu ve Konfüçyüsçülüğün lehine Qin legalist felsefesinin uygulanmasına resmi olarak son verilmesine rağmen, Qin'in legalist kuruluşları ve politikaları Han hükümeti ve bunun ardılları tarafından kullanılmaya devam etti.[19]

Han Hanedanı'nın sonunun ardından Üç İmparatorluk olarak bilinen, çekişmelerle dolu bir dönem başladı. Bu dönemin merkezindeki şahıslar, Çin edebiyatının Dört Büyük Klasik Romanı'nın birinde ölümsüzleştirildi. Dönemin sonunda Wei, Jin Hanedanı tarafından hemen devrildi. Jin ise gelişimsel olarak engelli bir imparatorun tahta çıkmasıyla halk savaşı sırasında çöktü. Sonradan Beş Barbar, Çin'in kuzeyini ele geçirip bu toprakları 16 Krallık idaresi altında yönetti. Siyenpiler, bu krallıkları Kuzey Vey olarak birleştirdi. Bunun imparatoru Xiaowen, kendi öncelinin uyguladığı aparthayd politikalarını geri çevirdi ve kendi vatandaşları üzerine köklü bir Çinleştirme uygulayarak, bunları büyük oranda Çin kültürüne entegre ettirdi. Güneyde General Liu Yu, Liu Song'un lehine Jin'in geri çekilmesini sağladı. Bu devletlerin çeşitli ardılları sonradan Güney Kuzey Hanedanları olarak bilindi. Bu her iki alan, 581 yılında Sui Hanedanı tarafından en sonunda yeniden birleştirildi. Suiler, Han'ın Çin üzerindeki egemenliğini geri getirmenin yanı sıra Çin'in tarımını ve ekonomisini düzenledi, Büyük Çin Kanalı'nı inşa ettirdi ve Budizme mensup oldu. Buna rağmen Sui Hanedanı, hem kamu işlerin mecburi görev olarak yapılmasının hem de Kore'ye karşı savaş kaybetmenin patlak verdiği yaygın huzursuzuklar nedeniyle hızlı şekilde çöktü.[19]

Sonraki Tang ile Song hanedanlıkları altında Çin; ekonomisi, teknolojisi ve kültüründe bir altın çağa girdi. Tang İmparatorluğu, Batı Bölgeleri ve İpek Yolu üzerindeki kontrolü geri kazandı ve başkenti Çangan'ı kozmopolit bir merkez haline getirdi. Bunlara rağmen, 8. yüzyılda yer alan An Luşan İsyanı nedeniyle büyük oranda harap edildi ve güçsüz hale getirildi. 907 yılında yerel askeri valiler kontrol edilemez hale gelince Tang tümüyle çöktü. Song Hanedanı, 960 yılında Çin'deki ayrılıkçı duruma son vermesiyle Song ile Kidan Liao arasında bir güç dengesine yol verdi. Song, kâğıt para dağıtan Dünya tarihindeki ilk hükümet ve kalıcı bir donanma kuran ilk Çin devletiydi; donanmanın kuruluşu, gelişmiş gemi inşa endüstrisi ve deniz ticaretiyle sağlandı. 10. ile 11. yüzyılları arasında, çoğunlukla merkez ve güney Çin'de pirinç ekiminin yaygınlaşması ve bol miktarda gıda fazlasının üretimi sayesinde Çin'in nüfusu 100 milyona ulaşarak iki katında büyüdü. Tang Hanedanı'nda Budizmin çoğalmasına tepki olarak Song Hanedanı ayrıca Konfüçyüsçülüğün yeniden canlandırılmasına şahit oldu; peyzaj sanatı ve porselenin yeni olgunluk ve karmaşıklık seviyelerine ulaşmasıyla sanat ve felsefede de önemli gelişmeler yer aldı. Ancak Song ordusunun askeri zayıflığı, Curçen Kin Hanedanı tarafından gözlemlendi. 1127 yılında İmparator Huizong ve başkent Bianjing, Kin-Song Savaşları sırasında ele geçirildi. Geri kalan Songlar güney Çin'e çekildi.[19]

13. yüzyılda Çin, Moğollar tarafından fethedildi. 1271 yılında Moğolların lideri Kubilay Han, Yuan Hanedanı'nı kurdu; Yuanlar, 1279 yılında Song Hanedanı'nın son kalıntılarını fethetti. Moğollar tarafından ele geçirilmesinden önce Song Çini'in nüfusu 120 milyon vatandaştan oluştu; 1300 yılındaki nüfus sayımına göre ise bu sayı 60 milyona düştü. Zhu Yuanzhang isimli bir köylü, 1368 yılında Yuan Hanedanı'nı devirdi, sonra Ming Hanedanı'nı kurup kendini Hongwu İmparatoru olarak atadı. Ming Hanedanı altında Çin, yine bir altın çağı yaşadı; Dünya'nın en güçlü donanmalarından birini ve zengin ve müreffeh bir ekonomi kurdu; üstelik sanat ve kültür aleminde büyük gelişimler yer aldı. Bu dönem sırasında Zheng He, dünyanın çeşitli yerlerinde, Afrika'ya kadar ulaşan hazine seferleri yürüttü.

Ming Hanedanı'nın ilk yıllarında Çin'in başkenti Nankin'den Pekin'e alındı. Kapitalizmin ilk tomurcuklarının dikilmesiyle Wang Yangming gibi filozoflar, bireycilik ve dört mesleğin eşitliği gibi kavramlarla Neokonfüçyüsçülüğü eleştirel şekilde daha fazla geliştirdi. Alim-memur tabakası, vergi boykotu hareketleri kapsamında sanayi ve ticaretten destekleyici bir kuvvet oluşturdu; bu dönem boyunca yer alan kıtlıkların yanı sıra hem Japonya'nın Kore'ye ele geçirmesi (1592-98) hem de Mançu işgallerine karşı savunma zorunluluğuyla beraber bunlar, tükenmiş bir hazineye yol verdi.[19]

1644 yılında Pekin, Li Zicheng önderliğindeki köylü isyancı güçlerden oluşan bir koalisyon tarafından fethedildi. Şehrin düşüşüyle Chongzhen İmparatoru intihar etti. O dönemde Ming Hanedanı generali Wu Sangui ile ittifakta bulunan Mançu Çing Hanedanı, Li'nin kurduğu kısa ömürlü Shun Hanedanı'nı devirdi, sonra da Çing Hanedanı'nın yeni başkenti olarak atanan Pekin şehri üzerindeki kontrolü ele geçirdi.

Hanedan yönetiminin sonu

1644 yılından 1912 yılına kadar süren Çing Hanedanı, Çin'in en son imparatorluk hanedanlığıydı. Ming'in fethi (1618–1683) 25 milyon insanın hayatına mal oldu, Çin ekonomisi de büyük ölçüde küçüldü. Güney Ming'in sonunun ardından Çungar Hanlığı'nın fethiyle Moğolistan, Tibet ve Şincan da imparatorluğun topraklarına eklendi. Çing karşıtlığına karşı sıkı önlem olarak tarıma değer veren ve ticareti kısıtlayan bir politikanın uygulanmasıyla merkezi otokrasi güçlendirildi; ayrıca "Haijin" ("deniz yasağı") ve Edebi Engizisyon'la temsil edilen ideolojik kontrollar da uygulandı; bunlar, sosyal ve teknolojik durgunluğa neden oldu. 19. yüzyılın ortasında Çing Hanedanı, Britanya ve Fransa ile girilen Afyon Savaşları'nda Batı emperyalizmine maruz kaldı. Çin, Eşitsiz Antlaşmaların ilki olan 1842 Nanking Antlaşması çerçevesinde tazminat ödemeye, antlaşma limanlarını açmaya, yabancı uyruklu bireylere dış dokunulmazlık vermeye ve Hong Kong'u Britanya'ya devretmeye zorunda kaldı. Birinci Çin-Japon Savaşı (1894–95) ise Çing Çini'nin Kore Yarımadası üzerindeki etkisini kaybetmesiyle ve Tayvan'ın Japonya'ya devredilmesiyle sonuçlandı.[19]

Özellikle 1850'lerda ve 1860'larda güney Çin'i harap eden başarısız Taiping Ayaklanması'yla ve kuzeybatıdaki Dungan İsyanı (1862–77)'yla Çing Hanedanı, on milyonlarca insanın öldüğü iç huzursuzluklar yaşamayı başladı. 1860'lardaki Kendini Güçlendirme Hareketi, ilk başta başarılı olsa da, 1880'ler ve 1890'larda bir dizi askeri yenilgiden dolayı birçok aksiliğe uğradı.

19. yüzyılda büyük Çin diasporası başladı. Dış göçünün oluşturduğu nüfus kayıplarına ek olarak çeşitli çatışmalar ve afetlerden dolayı Çin nüfusu büyük oranda düştü; ör. 9 ile 13 milyon arasında kişinin öldüğü 1876–79 Kuzey Çin Kıtlığı. 1898 yılında Guangxu İmparatoru, modern bir meşrutî monarşinin kurulması yönünde bir reform planı tasarladı; bu planlar ancak İmparatoriçe Cixi tarafından engellendi. 1899–1901'deki tâlihsiz yabancı karşıtı Boxer Ayaklanması, Hanedan'ı daha fazla zayıflaştırdı. Cixi'nin bir reform programına destek vermesine rağmen 1911–1912 Xinhai Devrimi, Çing Hanedanı'nın sonunu getirdi ve Çin Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla sonuçlandı.

Çin Cumhuriyeti (1912–1949)

1 Ocak 1912 tarihine Çin Cumhuriyeti kuruldu, Kuomintang (KMT veya Milliyetçi Parti)'dan Sun Yat-sen de geçici devlet başkanı olarak atandı. Ancak başkanlık sonradan eski Çing Generali Yuan Shikai'ye verildi ve bu 1915 yılında kendisini Çin'in İmparatoru olarak ilan etti. Toplum tarafından yaygın kınama görmenin yanı sıra kendi Beiyang Ordusu'ndan karşıtlıkla karşı karşıya gelince görevden çekilip cumhuriyeti yeniden kurmaya zorunda kaldı.

Yuan Shikai'nın 1916 yılındaki ölümünün ardından Çin, politik olarak parçalanmıştı. Pekin'deki hükümeti uluslararası olarak tanınsa da neredeyse güçsüzdü, zira kendi topraklarının çoğu bölgesel savaş ağalarının kontrolü altındaydı. 1920'lerin sonlarında Kuomintang, o zamanlar Çin Cumhuriyeti Harp Akademisi müdürü olan Çan Kay-şek önderliği altında "Kuzey Seferi" olarak bilinen bir dizi askeri ve politik manevra vasıtasıyla ülkeyi kendi kontrolü altında birleştirmeyi başardı. Kuomintang, ülkenin başkentini Nankin yaptı; ayrıca Sun Yat-sen'in Çin'i modern, demokratik bir devlete dönüştürmeye yönelik San-min programında özetlenen orta düzey siyasi kalkınma aşaması olarak "siyasi vesayet"i uyguladı. Çin'deki siyasi bölünmeler; 1927 yılından beri Kuomintang'ın ile Komünist Halk Kurtuluş Ordusu (HKO)'yla bulunduğu Çin İç Savaşı'nda Çan Kay-şek'in mücadelelerini zorlaştırdı. Kuomintang, özellikle HKO'nun Uzun Yürüyüş sırasında geri çekilmesiyle İç Savaş'ı ilk başta başarılı şekilde devam etti, ancak Japonya'nın işlediği saldırılardan ve 1936 Xi'an Olayı'ndan dolayı Çan Kay-şek, Japon İmparatorluğu'yla yüzleşmeye zorunda kaldı.[19]

II. Dünya Savaşı'nın savaş alanlarından birini oluşturan İkinci Çin-Japon Savaşı (1937-1945) kapsamında Kuomintang, HKO ile tedirgin bir ittifaka girmeye mecbur kaldı. Japon güçleri, sivillere karşı çok sayıda savaş zulmü işledi ve 20 milyona kadar Çinli sivil öldü. Kaldı ki Nankin şehrinde Japon işgalı sırasında 200.000 Çinlinin katledildiği tahmin edilmektedir. Savaş boyunca Çin; Britanya, ABD ve Sovyetler Birliği'yle beraber ortak vesayette ("güçlülerin vesayeti") bulundu ve bunlar, Birleşmiş Milletler Beyannamesi'nde "Dört Büyük" unvanıyla tanındılar. Çin, üç diğer büyük güçle beraber II. Dünya Savaşı'ndaki Müttefik Devletler'in biriydi ve Savaş'ın ana galiplerinden biri olarak sayılır. 1945 yılında Japonya'nin teslim oluşunun ardından Pescadores Adaları dahil olmak üzere Tayvan, Çin yönetimine geri devredildi. Çin, savaşın bir fatihi olarak çıksa da savaşın sonunda savaştan tahrip olmuş ve maddi olarak boşaltılmış durumdaydı. Kuomintang ile Komünistlerin arasında devam eden karşılıklı güvensizlik, iç savaşın yeniden başlamasına yol verdi. 1947 yılında anayasal yönetim kuruldu, ancak devam eden huzursuzluklar nedeniyle Çin Cumhuriyeti Anayasası'nın birçok kanuni hükmü anakara Çin'de hiçbir zaman yürürlüğe girmedi.[19]

Çin Halk Cumhuriyeti (1949–günümüz)

Çin İç Savaşı kapsamındaki esas çatışmalar 1949 yılında sona erdi; Çin Komünist Partisi, Anakara Çin'in çoğu üzerindeki egemenliği kazanırken Kuomintang'ın Anakara'dan geri çekilmesiyle bir tek Tayvan, Hainan ve bunların etrafındaki adalar, Çin Cumhuriyeti'nin yönetimi altında kaldı. 21 Eylül 1949 tarihinde Komünist Parti Başkanı Mao Zedong, Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ilan etti. Bunun ardından 1 Ekim'de Tiananmen Meydanı'nda kitlesel bir kutlama yer aldı; 1 Ekim böylece yeni ülkenin ilk Milli Günü olarak yapıldı. 1950 yılında Halk Kurtuluş Ordusu, Hainan'ı Çin Cumhuriyeti'nden ele geçirmeyi ve Tibet'i kendi topraklarına dahil etmeyi başardı. Buna rağmen, 1950'ler boyunca geride kalmiş Kuomintang kuvvetleri Batı Çin'de isyan yürüttü. ABD kaynaklarında Çin HC'nin kuruluşu, o dönemdeki ABD devlet politika belgelerinde yansıtıldığı gibi sıkça "Çin'in kaybı" (İngilizce: the loss of China) olarak nitelendirilir; Chomsky gibi düşünürler, bunun McCarthyciliğin başlangıcı olduğunu ileri sürer.

Rejim, 1 ile 2 milyon arasında özel mülk sahibinin idam edilmesine sebep olan toprak reformuyla köylü sınıfın arasındaki popülerliğini pekiştirdi. Onun liderliği altında Çin, bağımsız bir sanayi sistemi ve kendi nükleer silahlarını geliştirdi. Çin nüfusu 550 milyondan 900 milyondan fazlaya yükselerek neredeyse iki katında arttı. Buna rağmen, büyük ölçekli ekonomik ve sosyal reform projesi olarak öngörülen Büyük İleri Atılım, 1958 ile 1961 yılları arasında çoğunun sebebi açlıktan ölme olan 45 milyon civarında insan hayatı kaybıyla sonuçlandı. 1966 yılında Mao, ittifaklarıyla beraber 1976 yılındaki kendi ölümüne kadar süren on yıllık siyasi suçlama ve toplumsal karışıklığa patlak veren Kültür Devrimi'ni başlattı. Ekim 1971'de Çin HC, Çin Cumhuriyeti'nin Birleşmiş Milletler'deki yerini aldı; üstelik Çin Cumhuriyeti'nin Güvenlik Konseyi'ndeki yerini alıp daimi Güvenlik Konseyi üyesi oldu.[19]

Mao'nun ölümünden kısa süre sonra Dörtlü Çete tutuklanıp Kültür Devrimi'nin aşırılıklarından sorumlu tutuldu. 1978 yılında Deng Şiaoping iktidara geldi ve köklü ekonomik reformlar başlattı. Komünist Parti, vatandaşların kişisel hayatları üzerindeki hükümet kontrolünü gevşedi; komünler ise özel arazi kiralamanın lehine kademeli olarak yürürlükten kaldırıldı. Bu, Çin'in planlı ekonomiden pazarı giderek açılan bir ortama doğru geçişini işaretledi. Çin, şu anki anayasasını 4 Aralık 1982 tarihinde kabul etti. 1989 yılında Tiananmen Meydanı'nda düzenlenen öğrenci protestolarına karşı uygulanan şiddetli müdahaleler, Dünya'nın çeşitli ülkelerinden Çin hükümetine yönelik kınama ve yaptırımlara yol verdi.

1990'larda Jiang Zemin, Li Peng ve Zhu Rongji ülkeye önderlik etti. Onların yönetimi altında Çin'in ekonomik performansı, tahminen 150 milyon köylünün yoksulluktan çıkarılmasını ve %11,2 oranında yıllık ortalama gayri safi yurtiçi hasıla artışının sürdürülmesini sağladı. Ülke 2001 yılında resmen Dünya Ticaret Örgütü üyesi oldu ve 2000'lerde Hu Cintao ile Vın Ciabao önderliği altında yüksek ekonomik büyüme oranını devam ettirmeyi başardı. Bu hızlı büyüme ancak ülkenin doğal kaynaklarını ve çevresini de ciddi şekilde etkiledi ve büyük oranda sosyal deplasmana neden oldu. 2000'lerin sonlarında ekonomik krize rağmen yaşam standartları hızlı şekilde artmaya devam etti, fakat merkezi politik denetim sıkı kaldı.[19]

Coğrafya

Çin, kurak kuzeydeki Gobi ve Taklamakan çölleri ile nemli güneydeki subtropikal ormanlar arasında değişiklik gösteren geniş ve çeşitlilik dolu bir yeryüzüne sahiptir. Himalaya, Karakurum, Pamir ve Tanrı dağ sıraları Çin'i, Güney ve Orta Asya'nın birçok yerinden ayırır. Dünya'daki en büyük üçüncü ve altıncı nehirleri olan Yangtze (3.) ve Sarı (6.) nehirleri; Tibet Platosu'ndan yoğun nüfuslu doğu kıyısına kadar akar. Çin'in Büyük Okyanus ile kuyu şeridi 14.500 kilometre uzunluktadır ve Bohai, Sarı, Doğu Çin ve Güney Çin denizleri tarafından çevrelenir. Cilalı Taş Devri'nden beri Doğu ile Batı arası iletişim arteri olarak işlev göstermiş ve İpek Yolu'na ait kara yolunun temelini oluşturan Avrasya Bozkırı, Çin'i Kazakistan sınırına bağlayan toprağı oluşturur.

Siyasi coğrafya

Çin Halk Cumhuriyeti, kara alanı açısından Rusya'dan sonra Dünya'nın en büyük ikinci ülkesi; toplam alan açısından ise "toplam alan"ın tanımına göre ya Rusya ile Kanada'dan sonra en büyük üçüncü ya da bunlarla Amerika Birleşik Devletleri'nden sonra en büyük dördüncü ülkesidir. Çin'in toplam alanı genellikle 9.600.000 km2 civarı olarak verilir. Spesifik yüzölçümü sayıları ise 9.572.900 km2 (Encyclopædia Britannica), 9.596.961 km2 (BM Yıllık Demografik Raporu) ile 9.596.961 km2 (CIA World Factbook) arasında farklılık gösterir.

Çin'in kara sınırı; 22.117 km uzunluğuyla Yalu Nehri ağzından Tonkin Körfezi'ne kadar uzanıp, Dünya'nın en uzun toplam kara sınırını oluşturur. Çin; 14 farklı ülkeyle sınır paylaşıp aynı sayıda ülkeyle sınır paylaşan Rusya haricinde Dünya çapında en çok sayıda yabancı ülkeyle sınır paylaşan ülkedir. Çin, Doğu Asya'nın büyük kısmını kapsayıp şu ülkelerle sınır paylaşır: Güneydoğu Asya'da Vietnam, Laos ve Myanmar (Birmanya); Güney Asya'da Hindistan, Bhutan, Nepal, Afganistan ve Pakistan; Orta Asya'da Tacikistan, Kırgızistan ve Kazakistan; İç ve Kuzeydoğu Asya'da Rusya, Moğolistan ve Kuzey Kore. Çin üstelik Güney Kore, Japonya, Vietnam ve Filipinler ile deniz sınırı paylaşmaktadır.

Yeryüzü ve iklim

Çin'in toprakları 18° ile 54° N enlemleri ve 73° ile 135° E boylamları arasında bulunur. Çin'in çeşitli yeryüzleri büyük oranda farklılık göstermektedir. Doğudaki Sarıdeniz ve Doğu Çin Denizi kıyılarında geniş ve yoğun nüfuslu alüvyonlu ovalar; kuzeydeki İç Moğolistan platosunun kenarlarında ise büyük alanlar kapsayan çayırlar mevcuttur. Güney Çin'de tepeler ve alçak dağ sıraları hakim, merkez-doğuda ise Çin'in iki büyük nehrini oluşturan Sarı Nehir ile Yangtze Nehri'ne ait deltalar bulunur. Xi, Mekong, Brahmaputra ve Amur; Çin'in içinden geçen diğer önemli nehirlerin arasındadır. Batıda başta Himalaya Dağları olmak üzere büyük dağ sıraları mevcuttur. Taklamakan ve Gobi gibi kuzeydeki daha kurak yeryüzü şekillerinin arasında yüksek yaylalar bulunmaktadır. Dünya'nın en yüksek noktası olan Everest Dağı (8.848m), Çin-Nepal sınırındadır. Çin'in en alçak noktası ve Dünya'nın en alçak üçüncü noktası ise Turfan Havzası'ndaki Ayding Gölü'nün tamamen kurumuş göl yatağıdır (-154m).

Çin'in iklimi esasen kuru sezonlardan ve nemli musonlardan oluşur; bu, kış ve yaz arasında belirgin sıcaklık farklılıklarına yol açar. Kışın yüksek enlemli alanlardan esen kuzey rüzgarları soğuk ve kuru; yazın daha alçak enlemlerdeki kıyısal alanlardan esen güney rüzgarları ise ılık ve nemli. Ülkenin oldukça karmaşık topoğrafyası nedeniyle Çin'deki iklim bölgeden bölgeye farklılık göstermektedir.

Başta Gobi Çölü olmak üzere çöllerin giderek daha fazla yaygınlaşması, Çin'deki başlıca çevre sorunlarından birini teşkil etmektedir. 1970'lerden beri dikilen bariyer ağaç hatlarının kum fırtanalarının sayısını düşürmüş olmasına rağmen, uzun süreli kuraklıklar ve zararlı tarım uygulamaları, kuzey Çin'in her ilkbahar toz fırtınalarına maruz kalmasına sebep olmuştur. Bu fırtınalar; Kore ve Japonya dahil olmak üzere Doğu Asya'nın diğer bölgelerine de yayılır. 2007'de Çin'in çevre gözlemcisi olan Çevre Koruma Bakanlığı, Çin'in her sene 4.000 km2'lik bir alanı çölleşmeye kaybettiğini belirtti. Su kalitesi, erozyon ve kirlilik kontrolü, Çin'in diğer ülkelerle bulunduğu ilişkiler kapsamında önemli sorunlar oluşturmuştur. Himalaya Dağları'ndaki buzulların erimesi, yüz milyonlarca insan için su sıkıntılarına yol verebilir.

Biyoçeşitlilik

Çin; hem Palearktik hem de İndomalaya ekozonlarında bulunup, biyoçeşitlilik açısından dünyanın en zengin ülkelerinden biridir. Bir ölçüme göre, Çin'de 34.687'den fazla hayvan ve vasküler bitki türü bulunmaktadır; böylece biyoçeşitlilik açısından Brezilya ve Kolombiya'dan sonra Dünya'nın en zengin üçüncü ülkesidir. Ülke, 11 Haziran 1992 tarihinde Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi'ni imzaladı, sonra 5 Ocak 1993 tarihinde sözleşmeye taraf oldu. Daha sonra, 21 Eylül 2010'da sözleşmenin aldığı bir değişiklikle Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı'nı hazırladı.

Çin; en az 551 memeli türüne (Dünya'daki en yüksek üçüncü sayısı), 1.221 kuş türüne (sekizinci), 424 sürüngen türüne (yedinci) ve 333 iki yaşamlı türüne (yedinci) ev sahipliği yapmaktadır. Dünya'daki tropik bölgelerin haricinde Çin, her kategoride en fazla biyolojik çeşitlilik gösteren ülkedir. Çin'deki yaban hayatı, kendi yaşam alanını Dünya'nın en büyük homo sapiens nüfusuyla paylaşmakta ve bunlardan büyük oranda basınç görmektedir. Ağırlıklı olarak yaşam alanı tahripatı, çevre kirliliği ve yiyecek, kürk veya geleneksel Çin tıbbı malzemeleri için kaçak avcılığı gibi insan aktiviteleri nedeniyle Çin'de en az 840 hayvan türü tehdit altında, savunmasız veya yerel olarak yok olma tehlikesi altındadır. Nesli tükenmek üzere olan yaban hayatı yasayla korunmaktadır, ve 2005 itibarıyla 149,95 milyon hektarlık bir toplam alan veya Çin'in toplam kara alanının %15'ini kapsayan 2.349 doğa rezervi bulunmaktadır.

Çin'de 32.000'den fazla vasküler bitki türü mevcut ve çeşitli orman türlerine ev sahipliği yapılmaktadır. Soğuk, iğne yapraklı ormanlar, ülkenin kuzeyinde egemen olup, sığın ve Asya kara ayısı gibi hayvan türlerini desteklemenin yanı sıra 120'den fazla kuş türünü desteklemektedir. Nemli iğne yaprakları ormanların kerpeteni, bambu çalılıklarını içerebilir. Ardıç ve porsuğun mevcut olduğu daha yüksek rakımlı alanlarda ise bambunun yerine ormangülü bulunabilir. Merkez ve güney Çin'de egemen olan subtropikal ormanlar, 146.000'e kadar flora türünü desteklemektedir. Tropikal ve mevsimsel yağmur ormanlarının Yünnan ve Hainan Adası'na sınırlı olmakla birlikte Çin'deki tüm hayvan ve bitki türlerinin dörtte birini barındırırlar. Çin'de 10.000'den fazla mantar türü kaydedilmiştir; bunların neredeyse 6.000'i yüksek mantarlardır.

Çevre sorunları

Son onyıllarda Çin, ciddi oranda çevre bozukluğu ve kirliliğine maruz kalmıştır. 1979 Çevresel Koruma Kanunu çerçevesindeki düzenlemeler sıkı olsa da, bunlar oldukça zayıf şekilde uygulanmaktadır, zira ekonomik büyümenin lehine bunlar sürekli yerel topluluklar ve hükümet memurları tarafından gözardı edilmektedir. Kentsel hava kirliliği, ülke çapında ciddi bir sağlık sorunu teşkil etmektedir; Dünya Bankası tahminlerine göre Dünya'nın en kirli 20 şehrin 16'sı Çin'de bulunmaktadır. Çin, Dünya'nın en büyük karbon dioksit salınımcısıdır. Ülkede ayrıca büyük su kirliliği sorunları mevcuttur: 2011'in sonuna doğru Çin'deki nehirlerin %40'ı endüstriyel ve tarımsal atıklar tarafından kirlenmiş durumdaydı. 2014'te Çin'deki kişi başına göre iç tatlısu kaynakları 2.062 m3'e azalmıştı; üstelik Dünya genelindeki sayı 5.920 m3 iken Kuzey Çin Ovası'ndaki sayı 500 m3'ten azdı.

Bunlara rağmen Çin, Dünya çapında yenilenebilir enerji ve bunun ticarileştirilmesindeki en önde gelen yatırımcıdır; sadece 2011 yılı içerisinde yenilenebilir enerjiye 52 milyon Amerikan doları değerinde yatırım yapıldı. Yenilenebilir enerji teknolojilerinin önemli bir üreticisidir ve yerel ölçekli yenilenebilir enerji projelerine büyük yaptırımlar yapmaktadır. 2015'te Çin'deki enerjinin %24'ü yenilenebilir kaynaklardandı. Bu kaynakların arasındaki en yaygını hidroelektrik güç: 197 GW'lık toplam yüklenmiş kapasiteyle Çin, Dünya'nın en büyük hidroelektrik güç üreticisidir. Çin ayrıca Dünya'nın en büyük yüklenmiş fotovoltaik güneş enerjisi sistemine ve rüzgar enerjisi sistemine sahiptir. 2011'de Çin hükümeti, on yıllık bir süre zarfında su altyapısına ve desalinasyon projelerine dört trilyon yuan (619 milyar ABD$) değerinde yatırım yapma ve 2020'ye kadar bir taşkın önleme ve kuraklık önleme sistemin inşaatını tamamlamama planlarını açıkladı. 2013'te Çin, özellikle ülkenin kuzeyinde 277 milyar ABD$ değerinde bir hava kirliliği azaltma girişimi başlattı.

Siyaset

Çin anayasasına göre Çin Halk Cumhuriyeti; "işçi sınıfının önderliği altında ve işçiler ile köylüler arasındaki ittifaka dayalı halkın demokratik diktatörlüğü altında bir sosyalist devlettir;" devlet organları ise "demokratik merkeziyetçiliğin prensiplerini uygular." Çin HC, komünizmi açık şekilde destekleyen, Dünya'nın kalan tek sosyalist devletlerinden biridir. Başta İnternet'e özgür erişim, basın özgürlüğü, toplanma özgürlüğü, çocuk sahibi olma hakkı, sosyal örgütlerin serbest oluşumu ve din özgürlüğü olmak üzere birçok alanda ağır kısıtlamaların mevcut olmasıyla beraber Çin hükümeti, kimi zaman komünist ve sosyalist, kimi zaman da otoriter ve korporatist olarak nitelendirilmiştir. Mevcut siyasi, ideolojik ve ekonomik sistemleri; Çin'in liderleri tarafından "halkın demokratik diktatörlüğü", "Çin değerleri ile sosyalizm" (yani Marksizm'in Çin şartlarına uyarlanması) ve "sosyalist piyasa ekonomisi" olarak tanımlanmıştır.

Komünist Parti

Çin anayasası; ülkenin "Çin Komünist Partisi [ÇKP] liderliği altında" yönetildiğini belirtir. Çin, de facto olarak tek partili rejim olduğu için Genel Sekreter (parti lideri), devlet ve hükümet üzerindeki nihai güce sahip olup üstün lider olarak işlev göstermektedir. Seçim sistemi piramit şeklindedir. Yerel Halk Kongreleri doğrudan seçilir; Halk Kongreleri'nin Ulusal Halk Kongresi (UHK)'ne kadar daha yüksek seviyeleri ise, hemen alttaki seviyedeki Halk Kongresi üyeleri tarafından dolaylı olarak seçilir. Mevcut siyasi sistem ademi merkezlidir ve eyalet ve eyalet-altı seviyelerindeki liderler büyük oranda özerkliğe sahiptir. Sekiz diğer siyasi partinin UHK'da ve Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı (ÇHSDK)'nda temsilcileri vardır. Çin, Leninist "demokratik merkeziyetçilik" prensibini desteklemektedir, ancak Ulusal Halk Kongreleri sözde bir "süper noter" organı olmakla eleştirilmiştir.

Hükümet

Çin Devlet Başkanı, devletin itibarı başı olup Ulusal Halk Kongresi uyarınca törensel figüran olarak görev yapar. Çin Başbakanı, hükûmet başkanı olup dört başbakan yardımcısından ve hem bakanlıkların hem de komisyonların başkanlarından oluşan Devlet Konseyi'ne başkanlık etmektedir. Şu anki devlet başkanı; aynı zamanda Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri ve Merkezi Askeri Komisyonu Başkanı olarak görev yapan Şi Cinping'dir; Şi böylece Çin'in üstün lideridir. Şu anki başbakan ise; aynı zamanda Çin'in de facto üst düzey karar verme organını oluşturan Çin Komünist Partisi Politbüro Yürütme Komitesi'nin üst düzey bir üyesi olan Li Keçiang'dır.

Köy ve kasaba seviyesinde açık, çekişmeli seçimlerin düzenlenmesiyle siyasi liberalleşmeye doğru bazı adımlar atılmıştır. Parti ancak fiilen hükümet görevlendirmeleri üzerindeki yetkiye sahiptir: etkili bir muhalefet varolmaksızın ÇKP çoğunlukla varsayılan olarak kazanır. Zenginler ile fakirler arasında büyüyen uçurum ve hükümet yolsuzluğu, Çin'deki ana siyasi kaygıların arasındadır. Buna rağmen, hükümet ve hükümetin devlet yönetimi için kamu destek seviyesi yüksektir; 2011'de yapılan bir ankete göre Çin vatandaşlarının %80-95'i, merkezi hükümetle memnun olduklarını ifade ettiler.

İdari yapılanma

Çin Halk Cumhuriyeti, 22 eyalete; her biri bir azınlık grubuna atanmış beş özerk bölgeye; dört doğrudan yönetilen şehire; ve büyük oranda siyasi özerkliğe sahip iki Özel İdari Bölge (ÖİB)'ye bölünür. Hong Kong ile Makao ÖİB'leri haricinde tüm bu bölümler, kolektif olarak "Anakara Çin" olarak bilinir. Anakara Çin'in idari bölümleri, altı farklı bölgeye gruplanabilir: Kuzey Çin, Kuzeydoğu Çin, Doğu Çin, Güney Merkez Çin, Güneybatı Çin ve Kuzeybatı Çin.

Çin, Tayvan'ı 23. eyaleti olarak varsaymaktadır; Tayvan ancak Çin HC'nin toprak taleplerini reddeden Çin Cumhuriyeti'nin yönetimi altındadır. Tüm Çin HC toprakları üzerinde talepte bulunan Çin Cumhuriyeti, Çin HC'ndeki idari bölünmelerinin hiç birini tanımamaktadır.

Diş ilişkiler

ÇHC'nin 175 ülkeyle diplomatik ilişkisi var ve 162 ülkede elçilik işletmektedir. Ülkenin meşruiyeti, Çin Cumhuriyeti ve bazı diğer ülkeler tarafından reddedilmektedir; böylece sınırlı şekilde tanınan devletlerin arasındaki en büyüğü ve en yüksek nüfusa sahip olanıdır. 1971'de ÇHC, Çin'in tek temsilci devleti olarak hem Birleşmiş Milletler'de hem de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinin biri olarak Çin Cumhuriyeti'nin yerini aldı. Çin ayrıca Bağlantısızlar Hareketi'nin eski üyesi ve lideriydi, ve kendini hala gelişmekte olan ülkelerin bir temsilcisi olduğunu varsaymaktadır. Çin; Brezilya, Rusya, Hindistan ve Güney Afrika ile beraber yükselen büyük ekonomilerin grubu BRICS'in bir üyesidir ve Nisan 2011'de Hainan-Sanya'da grubun üçüncü resmi zirvesine ev sahipliği yaptı.

Tek Çin politikasının kendi yorumlamasına göre Pekin, diğer ülkelerle diplomatik ilişki kurmanın ön koşulu olarak o ülkenin ÇHC'nin Tayvan üzerindeki toprak talebini tanımasını ve Çin Cumhuriyeti hükümetiyle resmi bağlarını kesmesini beklemektedir. Özellikle silah satışı konusunda yabancı ülkeler Tayvan'a yönelik diplomatik jestte bulununca Çinli memurlar birçok zaman buna karşı itiraz etmiştir.

Araştırmacılara göre Çin'in mevcut dış politikasının birçok unsuru, Başbakan Zhou Enlai'nin geliştirdiği Barışçıl Birlikte Varolmanın Beş İlkesi'ne dayanmaktadır; ayrıca ideolojik farklılıklara rağmen devletler arası ilişkilerin sürdürülmesini savunan "tekdüzeliksiz uyum" kavramıyla şekillendirilir. Bu politika; Çin'in Zimbabve, Kuzey Kore ve İran gibi Batı devletlerinin tehlikeli ya da baskılayıcı olarak algıladığı devletleri desteklemesine yol vermiş olabilir. Çin'in Rusya ile yakın ekonomik ve askeri ilişkileri var, ve her iki ülke BM Güvenlik Konseyi'nde sıklıkla birbiriyle aynı şekilde oy vermektedir.

Ticari ilişkiler

Son on yıllarda Çin, kendi Asya-Pasifik komşularıyla serbest ticaret bölgeleri ve güvenlik paktlarının kurulması yönünde çağrılarda bulunmasında giderek daha büyük bir rol oynamıştır. Çin, 11 Aralık 2001 tarihinde Dünya Ticaret Örgütü üyesi oldu. 2004'te, bölgesel güvenlik sorunlarına ilişkin bir forum olarak yepyeni Doğu Asya Zirvesi (DAZ) çerçevesinin kuruluşunu önerdi. ASEAN Artı Üç, Hindistan, Avustralya ve Yeni Zelanda'nın dahil olduğu DAZ, açılış zirvesini 2005'te düzenledi. Çin ayrıca Rusya ve Orta Asya cumhuriyetleriyle beraber Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ)'nün kurucu üyelerinden biridir.

2000 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kongresi; Çin ile "kalıcı normal ticari ilişkiler" ("permanent normal trade relations")in kurulmasını kabul edip, Çin ihracatının çoğu diğer ülkelerden gelen mallarla aynı düşük tariflerle ülkeye girmesine izin verdi. Çin'in en önemli ihracat pazarı olan ABD ile büyük oranda ticaret fazlası vardır. 2010'ların başlarında Amerikalı siyasetçiler, Çin yuanı değerinin oldukça düşük olması nedeniyle Çin'in haksız ticaret avantajına sahip olduğunu savundular. Son on yıllarda Çin, ticaret ve ikili işbirliği yönünde Afrika ülkeleriyle ilgilenme politikasını izlemektedir; 2012'de Çin-Afrika ticaretinin toplam değeri 160 milyar ABD$'ndan fazlaydı. Çin üstelik büyük Güney Amerika ekonomileriyle de ilişkilerini güçlendirmiştir; Brezilya'nın en büyük ticaret ortağı olmanın yanı sıra Arjantin ile stratejik bağlar kurmuştur.

Toprak anlaşmazlıkları

ÇHC; ikinci Çin İç Savaşı sonrasındaki kuruluşundan beri günümüz yaygın olarak Tayvan olarak bilinen ayrı siyasi varlık olan Çin Cumhuriyeti yönetimi altındaki toprakların ÇHC'ne ait olduğunu savunup bu topraklar üzerinde toprak talebinde bulunmaktadır. Tayvan Adası'nı Tayvan Eyaleti'ne; Kinmen ile Matsu'nun Fujian Eyaleti'ne; ve Güney Çin Denizi'nde Çin Cumhuriyeti yönetimi altındaki adaların Hainan ve Guangdong eyaletlerine ait olduğunu varsaymaktadır. Tek Çin politikasının ÇHC'nin en önemli diplomatik ilkelerin arasında olmasıyla beraber Çin-Tayvan ilişkilerinin karmaşıklığı nedeniyle bu toprak talepleri oldukça tartışmalıdır.

Çin'in Tayvan haricinde diğer toprak anlaşmazlıkları da mevcuttur. 1990'lardan beri Çin, Hindistan ile bulunduğu sınır anlaşmazlığı ve Bhutan ile sınırının kesinleşmemesi dahil olmak üzere çeşitli sınır anlaşmazlıklarını çözmek için müzakerelerde bulunmuştur. Çin'in ayrıca Senkaku Adaları ve Scarborough Kum Bankı gibi Doğu ve Güney Çin Denizi'ndeki çeşitli küçük adaların hangi ülkeye ait olduğu konusunda çok uluslu anlaşmazlıkları vardır. 21 Mayıs 2014 tarihinde Şi Cinping; Şanghay'da düzenlenen bir konferansta verdiği bir konuşmada Çin'in toprak anlaşmazlıklarını barışçıl şekilde çözmeyi taahhüt etti: "Çin, toprak egemenliği ve deniz hakları ve menfaatleri üzerinde diğer ülkelerle bulunduğu anlaşmazlıklarının barışçıl çözümünün arayışına kararlıdır."

Yükselen süper güç statüsü

Çin, düzenli olarak potansiyel yeni süper güç olarak nitelendirilir; Çin'in hızlı ekonomik ilerlemesi, büyüyen askeri gücü, çok büyük nüfusu ve uluslararası alandaki büyüyen etkisi, bazı yorumcular tarafından Çin'in 21. yüzyılda önemli bir rol oynayacağı yönünde işaretler olarak algılanmaktadır. Ancak diğer yorumcular ise, yüzyılın geçişiyle Çin'in büyümesinin ekonomik balonlar ya da demografik dengesizlikler nedeniyle yavaşlayabileceği ya da tamamen durabileceği yönünde uyarılarda bulunmaktadır. Üstelik bazı yazarlar, "süper güç" teriminin tanımını sorgulayıp, Çin'in sırf büyük ekonomiye sahip olmasının süper güç olmak için yeterli olmadığını savunur ve Çin'in ABD'nin sahip olduğu seviyede askeri güce veya kültürel etkiye sahip olmadığını ileri sürerler.

Sosyopolitik sorunlar, insan hakları ve reform

Çin demokrasi hareketi, sosyal aktivistler ve Çin Komünist Partisi'nin bazı üyeleri; hem sosyal hem de siyasi reformların yapılması gerektiğini dile getirmiştir. 1970'lerden beri Çin'deki ekonomik ve sosyal kontroller büyük oranda gevşetilse de siyasi özgürlük yine sıkı şekilde kısıtlanmaktadır. Çin Halk Cumhuriyeti Anayasası'na göre vatandaşların "temel hakları"; ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, adil yargılanma hakkı, din özgürlüğü, genel oy hakkı ve mülkiyet hakkı içermektedir. Bu hükümler ancak pratikte devlet tarafından cezai kovuşturmaya karşı fazla koruma sağlamaz. Hükümet politikalarına ve iktidardaki Komünist Parti'ye yönelik bazı eleştirilerin hoşgörülmesine rağmen, özellikle İnternet'te siyasi içerikli yorumların ve bilgilerin sansürü, toplu eylemlerin yer almasını önlemek için düzenli olarak kullanılan bir yöntem. Sınır Tanımayan Gazeteciler'in 2005'te yayımladığı Yıllık Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Çin, 167 devletin arasında 159. sırada yer aldı; bu, Çin'de çok düşük seviyede basın özgürlüğünün mevcut olduğunu gösterir. 2014'te Çin, 180 ülkelerin arasında 175. sırada yer aldı.

Köylerden şehirlere göç edenler, devlet yardımlarına erişimi kontrol eden hukou ev kayıt sistemi nedeniyle kendilerine ikinci sınıf vatandaş muamelesi edildiğini görürler. Mülkiyet hakları genellikle kötü korunmaktadır; vergi sistemi ise yoksul vatandaşları orantısız bir şekilde etkiler. Buna rağmen, 2000'lerden beri kırsal alanlarda uygulanan birçok vergi uygulaması ya azaltılmış ya da tamamen kaldırılmış ve köylerde yaşayanlara ek sosyal hizmetler sunulmuştur.

Birçok yabancı hükümet, yabancı basın ajansı ve sivil toplum kuruluşu; yargısız gözaltına alınma, zorla kürtaj, zorla itiraf, işkence, temel hakların kısıtlanması ve idam cezasının aşırı kullanımı gibi yaygın sivil hak ihlallerinin yer aldığını ileri sürüp, Çin'deki insan hakları durumunu düzenli olarak eleştirmektedir. Hükümet, "toplumsal istikrar"a karşı olası tehdit olarak algıladığı popüler protesto ve gösterileri bastırmıştır, ör. 1989 Tiananmen Meydanı protestoları.

Falun Gong, 1992 yılında ilk kez kamuya öğretildi. Falun Gong uygulayıcıları sayısının 70 milyona ulaştığı 1999 yılında, Falun Gong'a zulüm başladı; bu, toplu tutuklamalarla, hukukdışı gözaltına alınmalarla, ve gözaltında işkence ve ölümlerin yer aldığını ileri süren raporlarla sonuçlanmıştır. Çin devleti; şiddetli polis darbeleri ve din baskısı dahil olmak üzere Tibet ve Şincan'da büyük ölçekli baskıyla ve insan hakları ihlalleriyle düzenli olarak suçlanmaktadır.

Çin hükümeti, geçim ve ekonomik kalkınma haklarının diğer insan hakları türleri için ön şart olduğunu ve insan hakları kavramının bir ülkenin mevcut ekonomik gelişme seviyesini dikkate alması gerektiğini savunarak yabancı eleştirilere yanıt verir. 1970'lerden beri yaşam standardının, okuryazarlık oranının ve beklenen ortalama yaşam süresinin yükseldiğini, işyeri güvenliğinin ilerlediğini, ve Yangtze Nehri'nin sürekli oluşturduğu seller gibi doğal afetlerle mücadale teşebbüslerinde bulunduğunu vurgular. Demokrasiye dair yaygın muhafazakar görüşlere rağmen bazı Çinli siyasetçiler, demokratikleşmeyi desteklediğini bildirmişlerdir. Bazı köklü reform çabaları yürütülmüştür, ör. Kasım 2013'te hükümet, tek çocuk politikasının gevşetilmesi ve çok eleştiriye uğramış emek yoluyla yeniden eğitim programının kaldırılması yönünde planların gerçekleşeceğini ilan etti, ancak insan hakları grupları, bu ikinci konuda şu ana kadar yürütülen reformların çoğunlukla yüzeysel olduğunu savunmuştur. 2000'ler ve 2010'ların başı boyunca Çin hükümeti, sosyal sorunlara pratik ve etkili çözümler sunan sivil toplum kuruluşlara giderek daha fazla hoşgörülü davrandı, ancak bu tür "üçüncü sektör" faaliyetler yine sıkı düzenlemelere tabidir.

Ordu

Merkezi Askeri Komisyonu komutasındaki Halk Kurtuluş Ordusu (HKO), 2,3 milyon aktif birlikle Dünya'daki en büyük askeri kuvvete sahiptir. HKO; Kara Kuvvetleri (HKOKK), Deniz Kuvvetleri (HKODK), Hava Kuvvetleri (HKOHK) ve Roket Kuvvetleri (HKORK)'nden oluşur. Çin hükümet verilerine göre Çin'in 2014 yılındaki askeri bütçesi toplam 132 milyar ABD$ değerinde olup, Dünya'nın en büyük ikinci askeri bütçesini teşkil eder, ancak gayri safi yurtiçi hasıla yüzdesi olarak Çin'in askeri harcamaları Dünya ortalamasının altındadır. Buna rağmen, Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü ve ABD Savunma Bakanı Ofisi dahil olmak üzere birçok otorite, Çin'in gerçek askeri harcamalarını yayımlamadığını savunup gerçek sayının resmi bütçe rakamlarından çok daha yüksek olduğunu iddia etmektedir.

Çin, tanınmış bir nükleer silah devleti olup hem büyük bölgesel askeri güç hem de potansiyel askeri süper güç olarak sayılır. ABD Savunma Bakanlığı'nın 2013'te yayımladığı bir rapora göre Çin, 50 ile 75 arasında KABF ve çok sayıda KMBF barındırmaktadır. Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin dört diğer üyesinden ziyade Çin'in askeri güç projeksiyonu yetenekleri oldukça kısıtlıdır. Bu durumu dengelemek için Çin, 2000'lerin başından beri birçok güç projeksiyonu varlığı geliştirmiştir: Çin'in ilk uçak gemisi 2012 yılında hizmete girdi, üstelik nükleer güçle çalışan saldırı ve balistik füze denizaltılarının dahil olduğu büyük bir denizaltı filosuna sahiptir. Çin ayrıca kritik deniz şeritleri boyunca bir dış askeri ilişkiler ağını kurmuştur.

Çin, son on yıllarda kendi hava kuvvetlerini modernleştirmekte büyük ilerlemeler etmiştir; Sukhoi Su-30 gibi Rus avcı uçakları satın almanın yanı sıra başta Chengdu J-10 ile J-20 ve Shenyang J-11, J-15, J-16 ve J-31 olmak üzere kendi modern avcılarını da üretmiştir. Çin ayrıca kendine özgü hayalet uçakların ve çok sayıda insansız hava aracının gelişiminde etkindir. Hava ve deniz inkarı silahlarında gelişimler, hem Japonya hem de Vaşington'ın bakış açısına göre bölgesel tehditleri arttırmıştır. Çin, yaşlanan Sovyet envanterini modern Type 99 tankının çeşitli türevleri ile değiştirerek ve ağ merkezli harp yeteneklerini geliştirmek için C3I ve C4I sistemlerini yükselterek yerli kuvvetlerini yenilemiştir. Buna ek olarak Çin, uydu karşıtı füzeler, seyir füzeleri ve denizaltıdan başlatılan nükleer KABF'ler dahil olmak üzere çok sayıda gelişmiş füze sistemini geliştirmiş veya elde etmiştir. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü verilerine göre Çin, 2010-14 yılları arasında Dünya'nın en büyük üçüncü büyük silah ihracatçısı oldu; bu, 2005-2009 yılları arasındaki dönemden yüzde 143 oranında bir artış teşkil etmektedir.

Ekonomi

Çin, son iki bin yılın çoğu boyunca, refah ve gerileme döngüleri geçirmiş olmakla birlikte Dünya'nın en büyük ekonomisine sahipti. Uluslararası Para Fonu (IMF)'na göre 2014 yılı itibarıyla Çin, nominal GSYİH açısından 10,380 trilyon ABD$ değerinde nominal GSYİH ile Dünya'nın en büyük ikinci ekonomisine sahiptir. Satın alma gücü paritesi (SAGP) GSYİH'sı açısından ise Çin ekonomisi, 2014 yılında 17,617 trilyon ABD$ değerinde SAGP GSYİH'sı ile Dünya'nın en büyüğüdür. 2013 yılında kişi başına SAGP GSYİH'sı 12.880 ABD$ idi; kişi başına nominal GSYİH'sı ise 7.589 ABD$. Her iki durumda Çin, küresel kişi başına GSYİH sıralamalarında IMF listesindeki 183 ülke arasında yaklaşık 80 ülkeden daha düşük bir sıradadır.

Ekonomik tarih ve büyüme

1949 yılındaki kuruluşundan 1978'in sonuna kadar Çin Halk Cumhuriyeti, Sovyetler Birliği tarzında merkezi bir planlı ekonomi idi. 1976 yılında Mao'nun ölümünün ve Kültür Devrimi'nin sonunun ardından Deng Şiaoping ile yeni Çin liderliği, ekonomiyi reform etmeye ve tek partili yönetim altında daha piyasa odaklı bir karma ekonomiye doğru geçmeye başladı. Tarımsal kolektifleştirme kaldırıldı ve tarım arazileri özelleştirildi; dış ticaretin ise yeni, önemli bir odak noktası olması, Özel Ekonomik Bölgeler'in kuruluşuna yol verdi. Verimsiz devlet şirketleri yeniden yapılandırıldı; kârsız olanlar ise çok sayıda iş kaybı sonucuyla tümüyle kapatıldı. Günümüz Çin, esas olarak özel mülk sahipliğine dayalı bir pazar ekonomisi olarak nitelendirilir ve devlet kapitalizminin en önde gelen örneklerinden biridir. Enerji üretimi ve ağır sanayi gibi stratejik "sütun" sektörlerin üzerinde devlet yine hakim, ancak 2008 yılı itibarıyla yaklaşık 30 milyon özel işletmenin kaydedilmesiyle özel girişimlerde muazzam bir artış yer almıştır.

1978 yılında ekonomik liberalleşmenin başlamasından beri Çin, büyük ölçüde yatırım ve ihracat yönlü büyümeye dayanarak, Dünya'nın en hızlı büyüyen ekonomilerin arasında olmuştur. IMF'ye göre Çin'in 2001 ile 2010 yılları arasındaki yıllık ortalama GSYİH büyüme oranı %10,5. 2007 ile 2011 yılları arasında Çin'in ekonomik büyüme oranı, tüm G7 üye devletlerinin toplam büyüme oranlarıyla eşitti. Citigroup'un Şubat 2011'de hazırladığı Küresel Büyüme Jeneratörleri Endeksi'ne göre Çin, çok yüksek bir büyüme değerlendirmesine sahiptir. Yüksek verimliliği, düşük işçilik maliyetleri ve oldukça iyi altyapısı, hepsi Çin'in imalat sektöründe küresel lider olmasını sağlamıştır. Buna rağmen, Çin aynı zamanda enerji tüketimi açısından hem enerji yoğunluğu hem de enerji verimsizliği gösteren bir ekonomidir; 2010 yılında Çin, Dünya'nın en büyük enerji tüketicisi oldu, kendi enerji ihtiyaçlarının %70'ini kömür yakarak karşılar ve Eylül 2013'te ABD'nin önünden geçerek Dünya'nın en büyük petrol ithalatçısı oldu. 2010'ların başlarında Çin'in ekonomik büyüme oranı; yerli kredi sorunları, Çin ihracatına yönelik uluslararası talebin zayıflaması ve küresel ekonominin kırılganlığı nedeniyle yavaşlamaya başladı.

Çevrimiçi alemde Çin'in e-ticaret endüstrisi, Avrupa Birliği ve ABD'dekilerden daha yavaş şekilde büyüdü, ancak 2009'dan beri bu konuda önemli adımlar atılmıştır. Credit Suisse'e göre, Çin'deki çevrimiçi işlemlerin toplam değeri, 2008 yılında önemsiz bir boyuttan 2012 yılında yaklaşık 4 trilyon RMB (660 milyar ABD$)'ye çıktı. Çin'deki çevrimiçi ödeme pazarındaki egemen firmalar Alipay, Tenpay ve China UnionPay.

Küresel ekonomide Çin

Çin, Dünya Ticaret Örgütü üyesi olup, 2012 itibarıyla 3,87 trilyon ABD$ değerinde toplam uluslararası ticaret değerine sahip olmasıyla Dünya'nın en büyük ticaret gücüdür. 2010 yılının sonunda yabancı döviz rezervleri 2,85 trilyon ABD$'na ulaştı; bu önceki seneden %18,7 oranında bir artış teşkil eder, böylece açık arayla Dünya'nın en büyük rezervlerine sahiptir. 2012'de 253 milyar ABD$ değerinde içe doğrudan yabancı yatırım (DYY) alarak Dünya'nın en büyük içe DYY alıcısıydı. 2014 yılında Çin, 64 milyar ABD$ değerinde döviz havaleleri kazanarak Dünya'nın en büyük ikinci havale alıcısıydı. Çin, yurtdışında da yatırımlarda bulunmaktadır; birçok büyük yabancı firmanın Çinli şirketler tarafından devralınmasının yanı sıra 2012 yılında Çin'in toplam dışa DYY'ı 62,4 milyar ABD$ değerinde idi. 2009 yılında Çin, 1,6 trilyon ABD$ değerinde ABD menkul kıymetlerine sahipti, üstelik 1,16 trilyon ABD$'ndan fazla ABD hazine tahvillerine sahip olup ABD ulusal borcunun en büyük sahibiydi. Çin'in düşük değerli döviz kuru, diğer büyük ekonomilerle sürtüşmelere neden olmuştur, ayrıca büyük miktarda sahte ürün imalatı konusunda çok eleştirilmiştir. McKinsey danışmanlık firmasına göre, Çin'deki toplam ödenmemiş borç, 2007 yılında 7,4 trilyon ABD$'ndan 2014 yılında 28,2 trilyon ABD$'na çıktı; bu, Çin'in GSYİH'sının %228'ini yapar. 2017 yılında Uluslararası Finans Enstitüsü, Çin'deki borçların GSYİH'nın %304'ine çıktığını ileri sürdü.

Çin, 2009 yılındaki Küresel Rekabet Endeksi'nde 29. sırada yer aldı; ancak 2011 Ekonomik Özgürlük Endeksi'nde 179 ülkenin arasında sadece 136. sıradadır. Fortune dergisinin 2014'te yayımladığı Global 500 büyük firmalar listesinde 95 tane Çin şirketi yer alır; bu Çin şirketlerinin toplam bileşik geliri 5,8 trilyon ABD$. Aynı sene içerisinde Forbes, Dünya'daki en büyük on halka açık şirketinin beş tanesinin Çinli olduğunu bildirdi; bunların arasında toplam aktiflerine göre Dünya'nın en büyük bankası olan Çin Endüstri ve Ticaret Bankası yer almaktadır.

Sınıf ve gelir eşitsizliği

"Orta sınıf" kapsamına, yıllık geliri 10.000 ABD$ ile 60.000 ABD$ arasında olan bireyler girerse Çin'deki orta sınıf nüfusu, 2012 yılında 300 milyondan fazlaya çıkmıştı. Hurun Raporu'na göre, Çin'deki ABD doları milyarderlerin sayısı, 2009 yılında 130'dan 2012 yılında 251'e çıktı; Çin böylece Dünya'nın en büyük ikinci milyarder sayısına sahiptir. Çin'deki yerel perakende pazarının değeri, 2012 yılında 20 trilyon yuan (3,2 trilyon ABD$)dan fazla idi, 2013 itibarıyla da her sene %12 oranında büyümektedir; ülkedeki lüks eşya pazarı ise büyük oranda gelişmiş ve küresel payının %27,5'ini oluşturur. Ancak son senelerde Çin'deki hızlı ekonomik büyüme, ağır tüketici enflasyonunun oluşmasına katkıda bulunmuş, bu nedenle de daha fazla hükümet düzenlemesine yol vermiştir. Çin'de büyük oranda gelir eşitsizliği mevcuttur; bu özellikle son on yıllarda artmıştır. 2012 yılında Çin'in resmi Gini katsayısı 0,474. Güneybatı Finans ve Ekonomi Üniversitesi'nin yaptığı bir çalışmaya göre, Çin'in Gini katsayısı 2012 yılında aslında 0,61'e ulaşmıştı; Çinlilerin en zengin %1'i ise Çin'deki zenginliğin %25'ten fazlasına sahipti.

Renminbi'nin uluslararasılaşması

2008 küresel finans krizi sonrasında Çin, ABD dolarına bağımlılığını ve uluslararası para sisteminin zayıflığını fark etti. 2009 yılında dim sum tahvil pazarının kurulmasıyla ve denizaşırı RMB likidite havuzlarının kuruluşunu sağlayan Sınır Ötesi Ticaret RMB Uzlaşma Pilot Projesi'nin genişletilmesiyle RMB'nin uluslararasılaşma süreci hızlandırıldı. Kasım 2010'da Rusya, Çin ile ikili ticaretinde Çin renminbisi'ni kullanmaya başladı. Bunun sonrasında Japonya, Avustralya, Singapur, Birleşik Krallık ve Kanada'yla ikili ticarette de Renminbi kullanılmaya başladı. 2013'te Renminbi, hızlı uluslararasılaşmasından dolayı Dünya'nın en çok işlem gören sekizinci para birimi oldu.

Bilim ve teknoloji

Tarihi

Bir zamanlar Çin, Ming Hanedanı dönemine kadar bilim ve teknoloji dallarında Dünya lideriydi. Kâğıt, matbaacılık, pusula ve barut ("Dört Büyük Buluş") gibi antik Çin keşifleri ve icatları, ilk önce Asya'ya, sonra da Avrupa'ya yayıldı. Negatif sayı kullanan ilk matematikçiler Çinliydi. Ancak 17. yüzyıla gelince Batı Dünyası, bilimsel ve teknolojik gelişme açısından Çin'i aşmıştı. Bu Büyük Iraksama'nın sebepleri halen tartışılmaktadır.

Batı ulusları tarafından 19. yüzyılda tekrarlanan askeri yenilgilerin ardından Çinli reformcular, Kendini Güçlendirme Hareketi kapsamında modern bilimi ve teknolojiyi terfi etmeye başladı. 1949 yılında Komünistler iktidara geldikten sonra; bilimsel araştırmanın merkezi planlamanın bir parçası olduğu Sovyetler Birliği modeline dayanarak bilim ve teknolojiyi düzenleme teşebbüsleri edildi. Mao'nun 1976 yılındaki ölümünden sonra bilim ve teknoloji, Dört Modernizasyon'un biri olarak saptandı, Sovyet etkisi altındaki akademik sistem ise zamanla giderek reform edildi.

Çağdaş dönem

Kültür Devrimi'nin sonundan beri Çin, bilimsel araştırmalarda büyük yatırımlarda bulunmuştur; 2012 yılında bilimsel araştırma ve geliştirmeye 163 milyar ABD$ değerinde yatırım yaptı. Bilim ve teknoloji, Çin'in ekonomik ve siyasi hedeflerinin ulaşılmasında hayati önem taşıyor, ve bazen "tekno-milliyetçilik" (techno-nationalism) olarak nitelendirilen seviyede ulusal gurur kaynağı oluşturur. Buna rağmen, Çin'in temel ve uygulamalı bilimsel araştırmaya yatırımı, ABD ve Japonya gibi önde gelen teknolojik güçlerin gerisindedir. Çin doğumlu bilimciler, Nobel Fizik Ödülü'nü dört kere, Nobel Kimya Ödülü'nü bir kere ve Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'nü bir kere kazanmıştır, ancak bu bilimcilerin çoğu, Nobel Ödülü'nü kazandıran araştırmalarını Batı devletlerinde yürüttüler.

Çin, eğitim sistemini bilim, matematik ve mühendislik üzerine yoğunlaştırarak geliştiriyor; 2009 yılında Çin'de 10.000'den fazla doktora öğrencisi mühendisi ve 500.000'e kadar BSc öğrencisini mezun ettirdi; bu, Dünya'nın tüm diğer ülkelerinden daha yüksektir. Çin üstelik bilimsel makalelerin Dünya'daki en büyük ikinci yayımlayıcısı; sırf 2010 yılı içerisinde önde gelen uluslararası bilimsel dergilerinde 5.200 makalenin yayımlanması dahil olmak üzere yaklaşık 121.500 bilimsel makale yayımladı. Huawei ve Lenovo gibi Çinli teknoloji şirketleri, telekomünikasyon ve kişisel bilgisayar dallarında Dünya liderleri oldular; Çin'de geliştirilen süper bilgisayarlar da sürekli Dünya'nın en güçlü bilgisayarlarının arasında sıralandırılır. Çin ayrıca sanayi robotların kullanımını geliştirmektedir; 2008 ile 2011 yılları arasında Çin fabrikalarında çok amaçlı robotların kurulması yüzde 136 oranında arttı.

Çin, Dünya’nın en etkin uzay programlarından birine sahip, ve bu ulusal gururun büyük bir kaynağıdır. 1970 yılında Çin, "Dong Fang Hong I" isimli ilk uydusunu fırlattı; böylece bağımsız olarak kendi uydusunu fırlatan beşinci ülke oldu. 2003 yılında Yang Liwei’nin bindiği Shenzhou 5 uzay uçuşuyla Çin, bağımsız olarak insanları uzaya gönderen üçüncü ülke oldu; 2015 itibarıyla iki kadın dahil olmak üzere on Çin uyruklu birey uzay seferi tamamlamıştır. 2020’lerin başlarına kadar büyük insanlı uzay istasyonu kurma projesinin ilk aşamasını olarak 2011 yılında Çin'in ilk uzay istasyonu modülü Tiangong-1 lanse edildi. 2013 yılında Çin, Chang’e 3 iniş aracını ve Yutu keşif aracını ay yüzeyinin üzerine başarıyla indirdi; Çin, 2017 yılına kadar aydan zemin numunelerini toplamayı planlamaktadır.

Altyapı

Telekomünikasyon

Çin halihazırda Dünya'daki tüm ülkelerin arasında en fazla cep telefonu kullanıcısını barındırmaktadır; Şubat 2012 itibarıyla Çin'de 1 milyardan fazla cep telefonu kullanıcısı vardır. Dünya'daki en yüksek İnternet ve geniş bant kullanıcı sayılarına da sahiptir; 2016 itibarıyla Çin'de 688 milyon İnternet kullanıcısı, yani ülke nüfusunun yarısı, vardır. Ulusal ortalama geniş bant bağlantısı hızı 9,46 Mbit/saniye, yani İnternet hızı açısından Çin, Dünya'da 91. sıradadır. Temmuz 2013 itibarıyla Çin, Dünya'daki İnternet bağlantılı araçlarının %24'ünü barındırmaktadır. 2011 yılından beri Çin, en fazla kurulu telekomünikasyon bant genişliğine sahip ülkedir. Çin, kurulu telekomünikasyon bant genişliği açısından tarihsel lider olan ABD'ye kıyasla iki kat fazla ulusal bant genişliği potansiyeline ev sahipliği yapıyor (küresel toplam açısından Çin: 29%, ABD: %13).

Dünya'nın en büyük iki genişbant sağlayıcıları olan China Telecom ile China Unicom, Dünya'daki tüm geniş bant aboneliklerinin %20'sini oluşturur. China Telecom tek başına 50 milyondan fazla geniş bant abonecisine hizmet etmektedir, China Unicom ise 40 milyondan fazla. Başta Huawei ile ZTE olmak üzere birçok Çin telekomünikasyon şirketi, Çin askeriyesi adına casusluk etmekle suçlanmıştır.

Çin, "Beidou" adı altında kendi küresel uydu seyrüsefer sistemini geliştirmektedir; bu sistem, 2012 yılında Asya çapında ticari seyrüsefer hizmetleri sunmaya başladı, 2020 yılına kadar küresel kapsamı olma planları mevcuttur.

Ulaşım

1990'larından sonlarından beri Çin'in ulusal yol ağı, ulusal karayolları ve otoyollarından oluşan bir ağın kuruluşuyla büyük oranda genişletilmiştir. 2011 yılında Çin'deki karayollar, toplam 85.000 km bir uzunluktaydı, böylece Dünya'nın en uzun karayolu sistemi oldu. 1991 yılında ülkeyi kuzeyine ve güneyine bölen Yangtze Nehri'nin ana bandının üstünden geçen sadece altı tane köprü mevcuttu, fakat Ekim 2014'te bu tür köprü ve tünellerin sayısı 81'e çıkmıştı.

Çin, hem otomobil satışı hem de üretimi açısından Amerika Birleşik Devletleri'ni aşmış olup Dünya'nın en büyük otomobil pazarını oluşturur. 2009 yılındaki otomobil satışları 13,6 milyonu aştı; bu sayının 2020 yılında 40 milyona kadar ulaşması beklenmektedir. Trafik kazalarında büyük bir artış, Çin'deki yol ağının hızlı büyümesinin bir yan etkisidir; trafik kanunlarının yetersizce uygulanması, bunun olası bir sebebi olarak ileri sürülmüştür - 2011 yılı içerisinde aşağı yukarı 62.000 Çinli trafik kazalarında öldü. Otomobillerin artan yaygınlığına rağmen bisikletler kentsel alanlarda yine yaygın bir ulaşım modudur; 2012 itibarıyla Çin'de yaklaşık 470 milyon bisiklet vardır.

Çin'deki demiryollar, devlete aittir. Dünya'daki demiryolu raylarının sadece %6'sını oluşturmasına rağmen, bu rayların üzerinden Dünya'daki demiryolu trafik hacminin dörtte biri geçmektedir, böylece Dünya'nın en işlek demiryolu sistemlerinden biridir. 2013 yılı itibarıyla Çin'deki demiryolları toplam 103.144 km uzunluktaydı, yani Dünya'nın en uzun üçüncü demiryoludur. Demiryolu ağı, Makao haricinde Çin Halk Cumhuriyeti yönetimi altındaki tüm eyaletler ve bölgelerin içinden geçer. Özellikle Dünya'nın en büyük yıllık insan göçünün yer aldığı Çin Yeni Yılı tatili boyunca demiryolu sistemi ekstrem oranda talebin oluşturduğu insan yoğunluğuna uğramaktadır. 2013 yılında Çin demiryolları 2,106 milyar yolcu seferi tamamlayarak 1.059,56 yolcu kilometresi üretti, 3,967 milyar ton kargo yükü de taşıyarak 2.917,4 milyar kargo ton kilometresi üretti.

2000'lerin başlarında Çin'deki hızlı tren sisteminin inşaatına başlandı. Günümüzde 19.000 kilometre uzunlukta ray içermektedir, yani Dünya'daki tüm diğer ülkelerdeki hızlı tren rayların uzunlukları hepsi bir arada sayılsa bile Çin'deki raylar yine bundan daha uzundur, böylece Dünya'daki en uzun hızlı tren ağına sahiptir. Ayrıca senede 1,1 milyar yolculuğunun seferlerini tamamlayarak aynı zamanda Dünya'nın en işlek hızlı tren sistemidir. Dünya'daki en uzun hızlı tren ray hattı olan Pekin-Guanco-Shenzhen Yüksek Hızlı Demiryolu ve Dünya'nın en uzun köprülerinden üçünün üstünden geçen Pekin-Şanghay Yüksek Hızlı Demiryolu, hızlı tren ağının kapsamına girmektedir. Hızlı tren ray ağı uzunluğunun 2020 yılına kadar yaklaşık 16.000 km'ye ulaşması beklenmektedir. Saatte 431 km hızına ulaşan Şanghay Maglev Treni, Dünya'nın en hızlı ticari tren servisidir.

2000 yılından beri Çin'in şehirlerinde zamanla giderek daha fazla metro ağı kurulmaktadır. Ocak 2016 itibarıyla Çin'in 26 şehrinde faal durumda olan metro sistemleri mevcuttur, 39 diğer şehirde ise metro sistemlerinin kurulması yönünde planlar kabul edilmiştir; bunların birçoğunun 2020 yılında hizmete hazır olması planlanmaktadır. Şanghay Metrosu, Pekin Metrosu, Guangzhou Metrosu, Hong Kong MTR'ı ve Shenzhen Metrosu; hepsi Dünya'nın en uzun ve en işlek metro sistemlerinin arasındadır.

012 yılında Çin'de 182 ticari havalimanı mevcuttu. 2015 yılına kadar 82 yeni havalimanının açılmasının planlanmasıyla, 2013 yılında tüm Dünya çapındaki inşaat halinde olan havalimanlarının üçte ikiden fazlası Çin'deydi; üstelik Boeing şirketi, Çin'deki aktif ticari uçak filosunun 2011 yılında 1.910'dan 2031 yılında 5.980'e büyümesini beklemektedir. Çin'de sivil havacılığın büyümesiyle Çin'in en büyük havalimanları, Dünya'nın en işlek havalimanlarının arasına da girmiştir. 2013 yılında Pekin Başkent Uluslararası Havalimanı, yolcu trafiği açısından Dünya'nın en işlek ikinci havalimanıydı (2002 yılında 26. sıradaydı). 2010 yılından beri Hong Kong Uluslararası Havalimanı ile Şanghay Pudong Uluslararası Havalimanı, hava kargo trafiği açısından birinci ve üçüncü sıradalar.

Çin hava sahasının yaklaşık %80'i askeri kullanım için kısıtlanmış durumda, ve Asya'da uçuş ertelemeleri açısından en kötü performans gösteren 10 havayolu şirketinin sekiz tanesi Çin havayolu şirketleridir. Çin'de 2.000'den fazla nehir ve deniz limanı mevcuttur; bunların 130 tanesi yabancı nakliyeye açıktır. 2012 yılında Şanghay, Hong Kong, Shenzhen, Ningbo-Zhoushan, Guangzhou, Qingdao, Tientsin ve Dalian limanları; hem konteyner trafiği hem de kargo tonajı açısından Dünya'nın en işlek limanlarının arasındadır.

Su temini ve temizliği

Çin'deki su temini ve temizliği altyapısı; hızlı kentleşmenin yanı sıra su kıtlıkları ve kirliliği gibi zorluklarla yüzleşmektedir. 2015 yılında Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF'e bağlı Su Temini ve Sanitasyonu Ortak İzleme Programı'nın sunduğu verilere göre, Çin'deki kırsal nüfusunun %36'sının hala gelişmiş sanitasyona erişimi yoktu. Haziran 2010'da Çin'de 1.519 su arıtma tesisi mevcuttu ve her hafta 18 yeni tesis açılıyordu. Henüz devam eden Güney-Kuzey Su Transferi Projesi, ülkenin kuzeyindeki su sıkıntılarını azaltmayı amaçlamaktadır.

Demografi

2010 ulusal nüfus sayımı, Çin Halk Cumhuriyeti nüfusunu yaklaşık 1.370.536.875 kişi olarak kaydetti. Nüfusun yaklaşık %16,60'ı 14 yaşında veya daha küçüktü, %70,14'ü 15 ile 59 yaşları arasındaydı, %13,26'sı ise 60 yaşında veya daha yaşlıydı. 2013 yılı nüfus büyüme oranı %0,46 olarak tahmin edildi.

Batı standartlarına göre orta gelirli bir ülke olmasına rağmen, Çin'in hızlı büyümesi, 1978 yılından beri yüz milyonlarca insanı yoksulluktan kurtarmıştır. Günümüzde Çin nüfusunun yaklaşık %10'u, günde 1 ABD$'lık yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır; bu, aynı yoksulluk sınırının altında yaşayanların nüfusun %64'ünü oluşturduğu 1978 yılından büyük bir azalmadır. 2014 yılında Çin'deki kentsel işsizlik oranı yaklaşık %4,1 idi.

1,4 milyar kişilik nüfusuyla ve doğal kaynakların azalmasıyla Çin hükümetinin nüfus büyüme oranı konusunda büyük kaygıları mevcut; bu nedenle 1979 yılından beri karışık sonuçlarla "tek çocuk politikası" olarak bilinen sıkı bir aile planlama politikasını uygulamıştır. 2013 yılı öncesinde bu politika, etnik azınlıklar ve kırsal alanlarda yaşayanlar haricinde tüm aileleri sadece bir çocuk doğurmayı kısıtlamaya çabaladı. Aralık 2013'te ebeveyn üyelerinin bir tanesi kendi ailesinin tek çocuğu olarak büyüdüğü durumda ailelerin iki çocuğa sahip olmasını izin verilmesiyle bu politika büyük oranda gevşetildi. 2016 yılında tek çocuk politikası, iki çocuk politikası olarak değiştirildi. 2010 nüfus sayımı verileri, toplam doğurganlık oranının 1,4 değerinde olduğunu göstermektedir.

Geleneksel olarak erkek çocuklarının tercih edilmesiyle beraber bu politikanın doğumda cinsiyet oranındaki dengesizliğe katkıda bulunduğu ileri sürülmüştür. 2010 nüfus sayımına göre doğumda cinsiyet oranı, her 100 kız çocuk başına 118,06 erkek çocuk idi. Bu, Dünya genelindeki her 100 kız çocuk başına 105 erkek çocuk oranından çok daha yüksektir. 2010 nüfus sayımına göre erkekler, toplam nüfusunun %51,27'sini oluşturmaktadır. Ancak günümüz Çin'in cinsiyet oranı 1953 yılında nüfusun %51,82'sinin erkeklerden oluştuğu dönemden daha dengelidir.

Etnik gruplar

Çin, resmi olarak 56 farklı etnik grubu tanımaktadır; bunların en büyüğü, toplam nüfusunun %91,51'ini teşkil eden Han Çinlileridir. Dünya'nın en büyük tek etnik grubunu oluşturan Han Çinlileri; Şincan ve Tibet özerk bölgeleri haricinde Çin'in tüm idari bölümlerindeki en yüksek nüfuslu etnik grubunu teşkil ederler. 2010 nüfus sayımına göre Çin nüfusunun %8,49'u etnik azınlıklardan oluşur. 2000 nüfus sayımı ile karşılaştırıldığında Han nüfusu 66.537.177 kişi veya %5,74 oranında, tüm 55 etnik azınlığın toplam nüfusu ise 7.362.627 kişi veya %6,92 oranında arttı. 2010 nüfus sayımı, Çin'de yaşayan yabancı vatandaşların sayısını 593.832 olarak kaydetti. En büyük yabancı vatandaş grupları Güney Kore (120.750), Amerika Birleşik Devletleri (71.493) ve Japonya (66.159) vatandaşları idi.

Diller

Çin'de 292'ye kadar yaşayan dil konuşulmaktadır. En fazla konuşulan diller, Çin-Tibet dil ailesine ait Sinitik dillerdir. Bu dalın kapsamına, nüfusun %70'i tarafından konuşulan Mandarin'in yanı sıra Çincenin diğer çeşitleri de girer: Yue (Kantonca ve Taishanca dahil olmak üzere), Wu (Şanghayca ve Suzhouca dahil olmak üzere), Min (Fuzhouca, Hokkien ve Teochew dahil olmak üzere), Xiang, Gan ve Hakka. Tibetçe, Çiangca, Naşice ve Nuosu dili gibi Tibet-Birman dalına giren diller, Tibet ve Yünnan-Guizhou platolarında konuşulur. Tay-Kaday dilleri olan Zhuangca, Tayca, Kamca ve Şuyca; Hmong-Mien dilleri olan Miao ve Yao dilleri; ve Avustroasya dili olan Vaca; güneybatı Çin'de konuşulan diğer azınlık dilleridir. Kuzeybatı ile kuzeydoğu Çin genelinde yaşayan etnik azınlıklar Altay dilleri konuşur; Mançuca ve Moğolcanın yanı sıra başta Uygurca, Kazakça, Kırgızca, Salarca ve Batı Yugurca olmak üzere çeşitli Türk dilleri de konuşulur. Korece, Kuzey Kore sınırı civarında yaşayan yerliler tarafından anadil olarak konuşulur. Batı Şincan'daki Tacikler, Hint-Avrupa dili olan Sarıkolca dilini konuşur. Anakara'da yaşayan nüfus dahil olmak üzere Tayvan aborjinleri, Avustronezya dilleri konuşur.

Mandarin'in Pekin lehçesine dayanan Standart Çince, Çin'in resmî ulusal dilidir ve birbirinden farklı anadili konuşan halklar arasındaki iletişimde bir lingua franca olarak işlev gösterir.

Çin yazı karakterleri, binlerce yıldır Sinitik dillerinin yazı sistemi olarak kullanılır. Karşılıklı anlaşılabilirlik göstermeyen Çin dillerini konuşanların yazılı olarak birbiriyle iletişimde bulunmasını sağlar. Hong Kong ve Makao'da geleneksel Çin yazı karakterleri halen kullanılırken, Anakara Çin'de ise 1956 yılında hükümet, basitleştirilmiş karakterlerin kullanımını resmen uyguladı. Tibetçe, bir Hint yazı sistemine dayanan bir alfabe kullanır. Uygurca, en yaygın haliyle Fars alfabesine dayanan Uygur Arap Yazısı'yla yazılır. Çin'de kullanılan Moğol yazı sistemi ve Mançu yazısı, ikisi de Eski Uygur alfabesinden türemiştir. Zhuangca ise hem resmi bir Latin alfabe yazısı hem de geleneksel bir Çin karakter yazısıyla yazılır.

Kentleşme

Çin, son on yıllarda büyük oranda kentleşmiştir. Kentsel alanlarda yaşayan nüfusun oranı, 1980 yılında %20'den 2014 yılında %50'den fazlaya çıktı. Çin'in kentsel nüfusunun 2030 yılında bir milyara, yani Dünya nüfusunun sekizde birine, çıkması beklenmektedir. 2012 itibarıyla başta iş bulmak için köyden kente göç edenler olmak üzere Çin'de 262 milyondan fazla göçmen işçi mevcuttur.

Çin'de nüfusu bir milyon kişiden fazla olan 160 kent vardır; bunların arasında yedi tane megakent (nüfusu 10 milyondan fazla olan kentler) yer almaktadır: Çongçing, Şanghay, Pekin, Guangzhou, Tientsin, Shenzhen ve Vuhan. 2025 yılında Çin'de nüfusu bir milyon kişiden fazla olan 221 kentin var olacağı tahmin edilmektedir. Aşağıdaki tablodaki veriler 2010 nüfus sayımındandır ve sadece kentin idari sınırları içerisindeki kentsel nüfusun tahminlerini teşkil ederler; banliyö ve köy nüfuslarının dahil olduğu toplam belediye nüfuslarının sayıldığı durumda farklı bir sıralama mevcuttur. Göçmen işçilerin sabit olarak kentsel alanlarda kalmaması, özellikle bu alanlarda nüfus sayımlarının yürütülmesinde zorluklar oluşturur; aşağıdaki veriler sadece uzun süreli olarak bu yerleşimlerde ikamet edenleri içerir.

Eğitim

1986 yılından beri Çin'deki zorunlu eğitim, toplam dokuz sene süren ilkokul (Çince: 小学; pinyin: xiǎoxué) ve ortaokul (Çince: 初中; pinyin: chūzhōng) eğitiminden ibaret. 2010 yılında öğrencilerin %82,5'i, üç senelik lise (Çince: 高中; pinyin: gāozhōng) eğitimine devam etti. Çin'in "Gaokao" (Çince: 高考; pinyin: gāokǎo) olarak bilinen ulusal üniversite giriş sınavı, çoğu yükseköğretim kuruluşuna girmenin ön koşuludur. 2010 yılı itibarıyla lise mezunlarının %27'si yükseköğretim kuruluşu öğrencisi olarak kayıtlıdır. Hem orta hem de yüksek öğretim seviyelerinde mesleki eğitim mevcuttur.

Şubat 2006'da Çin hükümeti, ders kitapları ve öğretim ücretleri dahil olmak üzere tamamen ücretsiz dokuz senelik eğitim sağlamayı taahhüt etti. Yıllık eğitim yatırımı, 2003 yılında 50 milyar ABD$'ndan 2011 yılında 250 milyardan fazla ABD$'na çıktı. Ancak eğitim harcamaları konusunda yine eşitsizlikler mevcuttur. 2010 yılında Pekin'de her ortaokul veya lise öğrencisi başına yıllık eğitim harcaması toplam ¥20,023 değerindeydi; Çin'in en fakir eyaletlerinden biri olan Guizhou eyaletinde ise sadece ¥3,204. Çin'deki ücretsiz zorunlu eğitim, 6 ile 15 yaşları arasında ilkokul ve ortaokul eğitiminden oluşur. 2011 yılında Çinlilerin %81,4'ü orta öğretimi görmüştür. 2007 yılı itibarıyla Çin'de 396.567 ilkokul, 94.116 orta öğretim kuruluşu ve 2.236 yükseköğretim kuruluşu vardır.

2010 yılı itibarıyla 15 yaşı üzerindeki nüfusun %94'ü okuryazar. 1949 yılında nüfusun sadece %20'si okumayı biliyordu; otuz sene sonra bu %65,5'e çıktı. 2009 yılında; Dünya çapında 15 yaşındaki okul öğrencilerinin akademik performansını değerlendiren Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) kapsamında düzenlenen testlerde Şanghaylı öğrenciler matematik, fen ve okur yazarlık dallarında Dünya'nın en iyi sonuçlarını kazandı. Bu yüksek sonuçlara rağmen Çin eğitim sistemi, alışılmış ezbere odaklanması ve kırsal ile kentsel alanların arasındaki kalite farkı nedeniyle hem yurtiçi hem de yurtdışı gözlemcileri tarafından eleştirilmiştir.

Sağlık

Ulusal Sağlık ve Aile Planlaması Komisyonu, yerel komisyonlardaki muadilleriyle birlikte Çin nüfusunun sağlık ihtiyaçlarını denetler. 1950'lerin başından beri Çin sağlık politikası, halk sağlığı ve koruyucu tıp üzerindeki vurgusuyla şekillendirilmiştir. O dönemde Çin Komünist Partisi, sanitasyonu ve hijyeni iyileştirmenin yanı sıra birçok hastalığın tedavi edilmesini ve önlenmesini amaçlayan "Vatansever Sağlık Kampanyası"nı başlattı. Çin'de kolera, tifo ve kızıl gibi hastalıklar eskiden yaygındı, ancak bu kampanya kapsamında neredeyse ortadan kaldırıldılar. Deng Şiaoping'in 1978 yılında ekonomik reformlar uygulamaya başlamasıyla Çin kamuoyunun sağlığı daha iyi beslenme nedeniyle hızlı şekilde iyileşti, ancak Halk Komünleri'nin kaldırılmasıyla kırsal bölgelerdeki ücretsiz kamu sağlık hizmetlerinin birçoğu da kaldırıldı. Çin'deki sağlık sistemi büyük oranda özelleştirildi ve sağlık hizmetlerinin kalitesi arttı. 2009 yılında hükümet, 124 milyar ABD$ değerinde üç senelik büyük ölçekli sağlık hizmeti temini girişimi başlattı. Bu kampanyanın sonucu olarak, 2011 yılında Çin nüfusunun %95'i, temel sağlık sigortasının kapsamındaydı. 2011'de Çin'in dünyanın en büyük üçüncü ilaç tedarikçisi olduğu tahmin edilmektedir, ancak Çin nüfusu, sahte ilaçların geliştirilmesinden ve dağıtımından zarar da görmüştür.

2012 yılı itibarıyla Çin'deki ortalama beklenen yaşam süresi 75 yıldır, bebek ölüm oranı ise her bin bebek başına 12 ölüm. Bunların ikisi de 1950'lerden beri büyük oranda iyileşmiştir.[j] Malnütrisyondan oluşan bodur büyüme, 1990 yılında %33,1'den 2010 yılında %9,9'a azaldı. Sağlıkta büyük ilerlemelere ve gelişmiş tıbbi tesislerinin kurulmasına rağmen, Çin'de yine birçok artan halk sağlığı sorunu mevcuttur, ör. yaygın hava kirliliğinden oluşan solunum yolu hastalıkları, yüzmilyonlarca insanın sigara içmesi, ve kentlerde yaşayan genç insanlardaki obezite artışı. Çin'in büyük nüfusu ve yoğun nüfuslu şehirleri, son senelerde ciddi hastalık salgınlarına yol vermiştir, ör. 2003 SARS salgını, ancak o dönemden beri bu çoğunlukla kontrol altına alınmıştır. 2010 yılında hava kirliliği, 1,2 milyon insanın erken ölümüne sebep oldu.

Din

Çin Anayasası, din özgürlüğünü garanti etmektedir, ancak resmi olarak onaylanmamış dini kuruluşlar devlet baskılarına tabi olabilir. Çin Halk Cumhuriyeti hükümeti resmi olarak ateisttir. Devlet Dini İşler Yönetimi, ülke içerisindeki dini işler ve meseleleri denetlemek için sorumludur.

Çin medeniyeti, binlerce yıldır çeşitli dini hareketlerden etkilenmiştir. Konfüçyüsçülük, Taoizm ve Budizm (Çin Budizmi)'den oluşan "üç öğreti", tarihi olarak Çin kültürünün şekillendirilesinde önemli bir rol oynamıştır. Üç öğretiden unsurlar içeren Çin halk dininin merkezinde shen (神)e sadaka sözünün verilmesi yer almaktadır; bu karakter, "üretim enerjileri"ni simgeleştirir; bunlar doğal çevreden ilahlar, insan gruplarının atalarının ilkeleri, nezaket kavramları veya kültür kahramanları olabilir, ve bunların birçoğu Çin mitolojisi ve tarihinde rol oynamıştır. Mazu (denizlerin tanrıçası), Huangdi (Çin ırkının iki kutsal patriğin birisi), Guandi (savaş ve ticaret tanrısı), Caishen (refah ve zenginlik tanrısı) ve Pangu, en popüler halk kültlerinin arasındadır. Çin, Dünya'nın en yüksek dini heykellerin birçoğuna ev sahipliği yapmaktadır; bunların en yükseği Henan'daki Buda İlkbahar Tapınağı'dır.

"Din" kavramının farklı tanımları ve Çin dini geleneklerinin örgütsüz doğası nedeniyle Çin'de dini eğilimlere ilişkin net veriler toplamak zordur. Uzmanlara göre, Çin'de üç öğreti dinleri, Budizm, Taoizm ve yerel halk din uygulamaları arasında net sınırlar yoktur. Gallup International'ın yürüttüğü bir anket kapsamında Çinlilerin %61'i kendilerini "ikna olmuş ateist" olarak tanımladı. 2014 yılında yürütülen bir çalışmada katılımcıların %74'ü ya dinsiz ya da Çin halk inançlarını izler, %16'sı Budist, %2'si Hıristiyan ve %1'i Müslüman. Han halkının yerel dini uygulamalarına ek olarak, Çin'deki etnik azınlıklar da kendilerine özgü geleneksel halk dinlerini izlerler. Çeşitli yerli kökenli mezhepler, nüfusun %2'si-3'ünü kapsar; Konfüçyüsçülük ise dini kimlik olarak entelektüellerin arasında yaygındır. Belirli etnik gruplarla bağdaşlaştırılmış büyük dinlerin arasında Tibet Budizmi'nin yanı sıra Huiler, Uygurlar, Kazaklar ve Kırgızların mensup olduğu İslam dini yer almaktadır.

Kültür

Antik zamanlardan beri Çin kültürü, büyük ölçüde Konfüçyüsçülüğün ve muhafazakar felsefelerin etkisi altında olmuştur. Ülkedeki hanedanlık döneminin büyük kısmı boyunca, kökenleri Han Hanedanı'na dayanan prestijli imparatorluk sınavlarında yüksek performans göstermekle toplumsal ilerleme olanakları sunuldu. Sınavların edebi vurgusu, Çin'de kültürel zariflik hakkındaki genel algıları etkiledi, ör. kaligrafi, şiir ve resim boyama gibi sanat formlarının dans veya dramdan daha yüksek olduğu inancıyla. Çin kültüründe uzun zamandır derin bir tarih anlayışı ve büyük ölçüde içe dönük bir ulusal perspektif vurgulanmaktadır. Sınavlar ve liyakat kültürü, günümüz Çin'de yine büyük önem taşımaktadır.

Çin Halk Cumhuriyeti'nin ilk liderlerinin geleneksel imparatorluk düzeninde doğmalarına rağmen, 4 Mayıs Hareketi ve reformist ideallerin etkisi altında idiler. Kırsal arazi mülkiyeti, cinsiyetçilik ve Konfüçyüsçü eğitim sistemi gibi Çin kültürünün bazı geleneksel yönlerini değiştirmeyi çalışmakla beraber, aile yapısı ve devlete itaat kültürü gibi diğer yönlerini muhafaza ettiler. Bazı gözlemciler, ÇHC'nin 1949 yılındaki kuruluşundan sonraki dönemi geleneksel Çin hanedanlık tarihinin devamı olarak algılamaktadır; ancak diğerleri ise, özellikle 1960'lardaki Kültür Devrimi siyasi hareketi kapsamında geleneksel kültürünün birçok unsurunun "gerici ve zararlı" veya "feodalizmin kalıntıları" olarak ilan edilip yıkılmasıyla, Komünist Parti iktidarının Çin kültürünün temellerine zarar verdiğini ileri sürmektedir. Başta Konfüçyüsçülük, sanat, edebiyat ve performans sanatları (ör. Pekin operası) olmak üzere, geleneksel Çin kültürü ve ahlakının birçok unsuru, dönemdeki hükümet politikalarına ve propagandasına uymak için değiştirildi. Yabancı medyalara erişim halen sıkı ölçüde kısıtlanmaktadır.

Günümüz Çin hükümeti, geleneksel Çin kültürünün birçok unsurunun Çin toplumunun ayrılmaz parçası olarak kabul etmiş durumdadır. Çin milliyetçiliğinin artışıyla ve Kültür Devrimi'nin sona ermesiyle geleneksel Çin sanatı, edebiyatı, müziği, filmi, modası ve mimarisinde büyük bir rönesans yer almaktadır; özellikle halk ve varyete sanatları, hem yurtiçinden hem de yurtdışından büyük ilgi çekmiştir. 2010 yılında 55,7 milyon yurtdışı seyahatçinin Çin'e gelmesiyle Çin, günümüzde Dünya'nın en çok ziyaret edilen üçüncü ülkesidir. Ülkenin yerli turizm hacmi de oldukça büyüktür: sırf 2010 Ekim ayı içerisinde 740 milyon Çinlinin yurt içinde seyahat ettiği tahmin edilmektedir.

Edebiyat

Çin edebiyatı, Zhou Hanedanı edebiyatına dayanır. Çin klasik metinlerinde geniş bir düşünce çeşidi sunulur; takvim, askeriye, astroloji, herboloji, coğrafya ve birçok diğer konuya da değinir. Hanedanlık çağındaki devlet destekli müfredatta öğretilen Konfüçyüsçü Dört Kitap ve Beş Klasik metinleri kapsamındaki Yi Çing ve Shujing, erken Çin edebiyatındaki en önemli metinlerin arasındadır. Şiir Klasiği'ne kadar dayanan klasik Çin şiiri, Tang Hanedanı döneminde kendi parlaklığın zirvesine ulaştı. Li Bai'nın romantizmi ve Du Fu'nun gerçekçiliği ile şiirsel çevrelerin çatal yolları açıldı. Çin tarihyazımı ise Shiji ile başladı; Çin'deki tarihyazımı geleneğinin genel kapsamı Yirmi Dört Tarih olarak nitelendirilir ve bu, Çin kurgularının yanı sıra Çin mitolojisinin ile folklorunun temelini oluşturdu. Ming Hanedanı döneminde vatandaş sınıfının filizlenmesiyle Çin klasik kurgusu; Su Kenarı, Üç Krallığın Hikâyesi, Batı'ya Yolculuk ve Kızıl Köşkün Rüyası metinlerinin dahil olduğu Dört Büyük Klasik Roman ile örneklendiği gibi tarih, şehir ve tanrılar ve şeytanlar kurgularının artışıyla yükseldi. Jin Yong ile Liang Yusheng'ın yazdığı wuxia kurgularıyla beraber Doğu Asya kültürel alanında kalıcı bir popüler kültür kaynağı olarak işlev göstermeye devam etmektedir.

Çing Hanedanı sonrasındaki Yeni Kültür Hareketi kapsamında Çin edebiyatında; metinlerin sıradan vatandaşlarının erişebildiği şekilde günlük konuşma diliyle yazılmasıyla yeni bir çağ başladı. Hu Shih ile Lu Sin, modern Çin edebiyatının öncüleri idi. Kültür Devrimi sonrasında ise karanlık şiir, yara izi edebiyatı, genç yetişkin kurgusu ve (büyülü gerçekçilikten etkilenen) xungen edebiyatı gibi çeşitli edebiyat türleri ortaya çıktı. Xungen edebiyatı yazarı olan Mo Yan, 2012 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü.

Mutfak

Çin mutfağı, binlerce senelik tarihi ve muazzam coğrafi kapsamıyla büyük oranda çeşitlilik gösteren bir mutfaktır. Çin mutfağındaki en nüfuzlu yöreler "Sekiz Büyük Mutfak" olarak bilinir; bunlar Siçuan, Kanton, Jiangsu, Şantung, Fujian, Hunan, Anhui ve Zhejiang mutfaklarıdır. Bunlardan her biri, gerektirdiği şekil verme, ısıtma ve renk ve lezzet verme becerilerinden dolayı bu kategoriye seçilmiştir. Çin mutfağı, pişirme yöntemlerinin ve kullanılan malzemelerinin genişliğiyle de bilinir. Ayrıca geleneksel Çin tıbbı kapsamında vurgulanan gıda terapisiyle de bilinir. Genel olarak Çin'in temel gıdaları, güneyde pirinç, kuzeyde ise buğday esaslı ekmekler ve eriştelerdir. Modernite öncesinde halkın geneli büyük oranda tahıl ve basit sebzelerle beslenirdi; et ise özel günlere ayrılırdı. Tofu ve soya sütü gibi fasulye esaslı ürünler günümüzde yine popüler protein kaynaklarıdır. Ülkedeki toplam et tüketiminin dörtte üçünü oluşturmasıyla domuz eti, Çin'de en fazla tüketilen hayvan etidir. Bununla birlikte, bir Budist mutfağı ve bir İslam mutfağı da mevcuttur. Güneyin denize yakınlığından ve daha ılıman ikliminden dolayı güney mutfaklarında birçok farklı deniz mahsülü ve sebze kullanılır; daha çok buğday esaslı yemeklerle beslenen kurak kuzeydeki mutfaklardan birçok açıdan farklıdır. Çin diasporasına ait topluluklara ev sahipliği yapan uluslarda Hong Kong mutfağı veya Amerikalı Çinli mutfağı gibi Çin mutfağının soyundan gelen birçok farklı mutfak ortaya çıkmıştır.

Spor

Çin, Dünya çapında birincil bir spor hedefi haline gelmiştir. Çin, 2008 Yaz Olimpiyatları ve 2015 Dünya Atletizm Şampiyonası'nı düzenlemiş olmanın yanı sıra önümüzdeki 2019 FIBA Dünya Basketbol Şampiyonası'na ve 2022 Kış Olimpiyatları'na ev sahipliği yapma hakkını kazanmıştır; böylece özellikle 21. yüzyılda birçok küresel spor turnuvasının yer aldığı bir ülke olmuştur.

Çin, Dünya'nın en eski spor kültürlerinden birine sahiptir. Batı Zhou Hanedanı döneminde okçuluk (shèjiàn)'un uygulandığına dair kanıtlar mevcuttur. Kılıç oyunlarının ve futbol ile gevşekçe ilgisi olan cuju sporunun uygulanması, Çin'in ilk hanedanlıklarına kadar tarihlendirilir.

Çin kültüründe fiziksel uygunluk çokça vurgulanmaktadır; çigong ve taiciçüen gibi sabah egzersizleri yaygın olarak uygulanır, üstelik ülke çapında ticari fitness salonlarının ve spor kulüplerinin popülerliği gittikçe artmaktadır. Basketbol halihazırda Çin'deki en popüler seyirci sporudur. Çin Basketbol Birliği ile Amerikan NBA, Çin halkının büyük kısmı tarafından takip edilir, ve Yao Ming ile Yi Jianlian gibi Çinli basketbolculara büyük saygı gösterilir. Günümüzde "Chinese Super League" ismiyle bilinen Çin profesyonel futbol ligi 1994 yılında kuruldu ve Asya'nın en büyük futbol pazarını oluşturur. Dövüş sanatları, masa tenisi, badminton, yüzme ve snooker da ülkedeki diğer popüler sporların arasındadır. Go (Çincede wéiqí olarak bilinir), xiangqi, mahjong, ve son zamanlarda satranç gibi masa oyunları da profesyonel düzeyde oynanır. Buna ek olarak, 2012 yılında Çin'de 470 milyon bisikletin bulunmasıyla ülke yüksek sayıda bisiklet kullanıcısına ev sahipliği yapmaktadır. Dragon tekne yarışı, Moğol güreşi ve at yarışı gibi birçok diğer geleneksel sporun popülerliği de vardır.

Çin, 1932 yılından beri Olimpiyat Oyunları'na katılmıştır, ancak ÇHC ismi altında sadece 1952 yılından beri katılmıştır. Çin, Pekin'de 2008 Yaz Olimpiyatları'na ev sahipliği yaptı, ve o sene kendi sporcularının 51 altın madalya kazanmasıyla o sene Olimpiyatlar'a katılan tüm ülkelerin arasında en fazla altın madalya kazanan ülke oldu. Çin üstelik 2012 Yaz Paralimpik Oyunları'nda 95 altın madalya dahil olmak üzere toplam 231 madalya kazanarak bu oyunlara katılan tüm ülkelerin arasında en fazla madalya kazanan ülke oldu. 2011 yılında Guangdong-Shenzhen kenti, 2011 Dünya Üniversite Yaz Oyunları'na ev sahipliği yaptı. Çin ayrıca Tientsin şehrinde 2013 Doğu Asya Oyunları'na ve Nankin'de 2014 Yaz Gençlik Olimpiyatları'na ev sahipliği yaptı.

Geleneksel Çin tıbbı

Geleneksel Çin tıbbının kökenleri 2.500 yıl öncesine kadar dayanır. Tıp uygulamasında iç uyum oluşturulması yönünde yin ile yangın dengelemesine odaklanır. Farklı Çin tıbbı çeşitleri mevcuttur ve kullanılan yöntemler, yerel kültür ve inançlar tarafından etkilenebilir.

Çin hükümeti de geleneksel Çin tıbbının önemini ve bunun mirasının korunması gerektiğini tanımaktadır. Dingkun Dan, GuilingJi, and Angong Niuhuang Wan; hepsi Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Konseyi tarafından Çin'in resmi "Somut Olmayan Kültürel Mirasları" olarak ilan edildi. Hem GuangYuYuan hem de Tong Ren Tang, Çin Halk Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı tarafından eski ve ünlü Çin markalarının arasında olduğu "Zhonghua Laozihao" sertifikalı markalar olarak tanındılar.

Dipnotlar

  1. "Peking" öncesinde Pinyin benimsenmesinde latince'ye çevirmesi.
  2. Portekizce (sadece Macau,da), ingilizce (sadece Hong Kong,da
  3. Hong Kong ve Macau'nun özel idari bölgelerinde, Geleneksel Çince karakterler kullanılıyor
  4. Resmi olarak tanınan etnik azınlıklar.
  5. Xi Jinping dört eşzamanlı pozisyona sahip: Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri (de facto öncü lider), Çin Halk Cumhuriyeti Başkanı (de jure Devlet Başkanı), ve Merkezi Askeri Komisyon Başkanı (Başkomutanı) hem devlet hem de parti için.[6]
  6. Çin'in resmi emirlerine göre (yani parti önce gelir), Wang'ın emri, 19'uncu Merkez Komitesinde görevlendirilmediği için CPC'nin Politbüro Daimi Komitesi üyelerinden daha aşağı olacaktır.
  7. Tverilen alan anakara için resmi Birleşmiş Milletler rakamıdır ve Hong Kong, Makao ve Tayvan hariçtir..[10] It also excludes the Trans-Karakoram Tract (5,800 km2 or 2,200 sq mi), Aksai Chin (37,244 km2 or 14,380 sq mi) and other territories in dispute with India. The total area of China is listed as 9,572,900 km2 (3,696,100 sq mi) by the Encyclopædia Britannica.[11] For further information, see Territorial changes of the People's Republic of China.
  8. Bu rakam CIA World Factbook’dan elde edilen veriler kullanılarak hesaplandı..[12]
  9. Hong Kong Doları Hong Kong ve Makao 'da kullanılırken Macanese pataca sadece Macau'da kullanılır.
  10. Hong Kong ve Makao hariç.

Kaynaklar

  1. Chan, Kam Wing (2007). "Misconceptions and Complexities in the Study of China's Cities: Definitions, Statistics, and Implications" (PDF). Eurasian Geography and Economics. 48 (4): 383–412. doi:10.2747/1538-7216.48.4.383. Archived from orijinal (PDF) on 15 January 2013. Alınmış 7 August 2011.  p. 395
  2. 2,0 2,1 "Law of the People's Republic of China on the Standard Spoken and Written Chinese Language (Order of the President No.37)". Chinese Government. 31 October 2000. Alınmış 21 June 2013. For purposes of this Law, the standard spoken and written Chinese language means Putonghua (a common speech with pronunciation based on the Beijing dialect) and the standardized Chinese characters. 
  3. General Information of the People's Republic of China (PRC): Languages, chinatoday.com, alınmış 17 April 2008 
  4. 4,0 4,1 "Tabulation of the 2010 Census of the People's Republic of China". Çin İstatistik Basını. 
  5. "Constitution of the People's Republic of China". The National People's Congress of the People's Republic of China. 15 November 2007. Alınmış 8 February 2015. 
  6. "New man at helm: Xi Jinping elected to lead China". RT.com. 15 November 2012. Retrieved 2 January 2013.
  7. 7,0 7,1 "The Chinese people have stood up". UCLA Center for East Asian Studies. Archived from orijinal on 18 February 2009. Alınmış 16 April 2006. 
  8. Peaslee, Amos J. (1956), "Data Regarding the 'People's Republic of China'", Constitutions of Nations, Vol. I, 2nd ed., Dordrecht: Springer, p. 533, ISBN 978-94-017-7125-2 .
  9. Chaurasia, Radhey Shyam (2004), "Introduction", History of Modern China, New Delhi: Atlantic, p. 1, ISBN 9788126903153 .
  10. "Demographic Yearbook—Table 3: Population by sex, rate of population increase, surface area and density" (PDF). UN Statistics. 2007. Archived from orijinal (PDF) on 24 December 2010. Alınmış 31 July 2010. 
  11. "China". Encyclopædia Britannica. Alınmış 16 November 2012. 
  12. 12,0 12,1 "CIA – The World Factbook". Cia.gov. Alınmış 23 November 2013. 
  13. "World Population Prospects: The 2017 Revision". ESA.UN.org (custom data acquired via website). United Nations Department of Economic and Social Affairs, Population Division. Alınmış 10 September 2017. 
  14. 14,0 14,1 "Communiqué of the National Bureau of Statistics of People's Republic of China on Major Figures of the 2010 Population Census (No. 1)". National Bureau of Statistics of China. 28 April 2011. Archived from orijinal on 15 January 2013. Alınmış 14 June 2013. 
  15. "Population density (people per sq. km of land area)". IMF. Alınmış 16 May 2015. 
  16. 16,0 16,1 16,2 16,3 "IMF Data Mapper". IMF. April 2018. 
  17. "Çin'in Ekonomisi 2015'te ılımlı ama istikrarlı ve sağlam bir büyümeyi gerçekleştirdi". National Bureau of Statistics of China. 19 January 2016. Alınmış 20 January 2016. Taking the per capita disposable income of nationwide households by income quintiles, that of the low-income group reached 5,221 yuan, the lower-middle-income group 11,894 yuan, the middle-income group 19,320 yuan, the upper-middle-income group 29,438 yuan, and the high-income group 54,544 yuan. The Gini Coefficient for national income in 2015 was 0.462. 
  18. "Human Development Report 2016: Human Development for Everyone" (PDF). United Nations Development Programme. Alınmış 3 April 2017. 
  19. 19,00 19,01 19,02 19,03 19,04 19,05 19,06 19,07 19,08 19,09 19,10 19,11 19,12 19,13 "tr viki cevrilmiş sürümü". /tr.wikipedia.org/wiki/Çin. Alınmış 25 June 2018. 

Daha fazla okumalar

Dış bağlantılar

Hükümet